Ankara Sohbet Odaları Ankara Chat
Aralık 31, 2009 by admin
Filed under Popüler Sohbet Odalari
Ankara Sohbet Odalarına girmek için aşagıda bulunan alana nickinizi varsa şifrenizi yazip Sohbete Başla butonuna basınız
![]() |
Ankara Hakkında Ansiklopedik Bilgi..
Ankara, Türkiye Cumhuriyeti’nin Başkenti, dünyanın 40. büyük şehri. Nüfusu 2007 nüfus sayımına göre 4.466.756 kişidir. Topraklarının büyük bölümü İç Anadolu Bölgesi’nin Yukarı Sakarya bölümünde yer alan Ankara ilinin merkez kenti’dir. Rakımı ortalama 890 metredir.
Ankara Türkiye Cumhuriyetinin başkenti, ikinci büyük şehri. Nüfus bakımından İstanbul’dan, yüzölçümü bakımından da Konya’dan sonra ikincidir. Bolu, Çankırı, Kırıkkale,Kırşehir, Konya, Aksarayve Eskişehirarasında yer alır. 38°33′ ve 40°47′ kuzey enlemleri ile 30°52′ ve 34°06′ doğu boylamları arasındadır. Batıdan doğuya, kuzeyden güneye transit yolların düğüm noktasıdır. Büyük bir kısmı İç Anadolu bölgesinde, diğer kısmı da Batı Karadeniz bölgesindedir. Telefon kod numarası (312) dür.
İsminin Kökeni
Ankara ismi için muhtelif rivayetler vardır. Her millet kendine göre mana vermiştir. Frigyalılar (gemi çıpası) manasına gelen “Amküra” demişlerdir. Romalılar “Aneyre” demişler,Yunanlılar (koruk) manasına gelen “Agurida” veya (hıyar) manasına gelen “Anguri” ismini vermişlerdir. M.Ö. 3 yüzyılda “Appoloyons” isimli bir tarihçinin Ankara ile ilgili iddiaları doğru değildir. Bu tarihçiye göre, Galatlarla Pontus birleşerek Mısır’a sefer yapmışlar. Kazandıkları zaferin hatırası olarak bir gemi çıpasını alıp dönüşlerinde Ankara’yı kurmuşlardır. Halbuki Ankara, Frigya ve Hititdevrinde bilinen bir şehirdir. Frikçe’de “Ank” (kıvrıntı) manasına gelir. Persler ve İlhanlılar, Farsça üzüm manasına gelen “Engür”, Araplar “Enguriye” ismini kullanmışlardı. Selçuklular “Zatül Selasil”, Osmanlılar ise “Angara” ve nihayet “Ankara” demişlerdir.
Ankara, tarih boyunca pek çok isimle anılmıştır. Beki L. Bahar, Efsaneden Tarihe Ankara Yahudileri adlı kitabında Ankara’nın isimlerinin kronolojik isim sıralaması vardır. Ankuva, Ankir, Anküra, Ankyra, Ankora, Tektasagon Neocoros Lamportante Metropolis Sebaste, D’antoniania Ankyra, Engüriye, Engürü, Ankara, Aneras , Beldei-el Selasil, İmariye, İmadiye, Amudiye, Kala-i Selasil yine benzer bir sıralama Orhan Karaveli‘nin Bir Ankara Ailesinin Öyküsü adlı kitabında’da bulunmaktadır. Ankulla, Ankuwa, Ancyra, Ankyra, Ankira, Ankagra, Ankori, Angori, Engüriye, Engürü, Angora, Angada ve Ankara, Avram Galanti Ankara Tarihi isimli kitabının birinci bölümünde Ancora, Ankura, Anker, Angira, Angaras, Ankyra, Ankuvva isimleri geçmektedir.
Anchor Latince‘de gemi çapası , Ankas Sanskritçede engebeli , Engür Farsça‘da üzüm , Angurika Yunanca‘da koruk anlamına gelmektedir. Hitit belgelerinde geçen Ankuwa ve Ankurawa ise Yüce Anka Tapınağı olarak çevrilmektedir.
Kemal Bağlum‘un Beş Bin Yılda Nereden Nereye ANKARA isimli kitabında Ankara isminin kökenini şu şekilde açıklamaktadır.
Ankara isminin nereden geldiği konusunda çeşitli görüşler bulunmaktadır. Bunların en önemlisi ve tarihçilerin ve arkeologların birleştiği ad Galatların amblemi olan ve çapa anlamına gelen Ancyra’dan kaynaklanmaktadır. Roma İmparatoru Neron döneminde Ankara Tectosageler’in Ancyra’sı olarak biliniyor. Antonin (138 – 161) ve Caracalla da (211 – 217) Ankara’ya Antoninaniya ismini vermişlerdir. Bizanslılar Ancyra, Tarihçiler Arapların 8. yüzyılda Ankara, İslam akıncıları ise Zat’ül Selasi adını koymuşlardır. Selçuklukomutanı El İdris 12. yüzyılda Anadolu‘ya geldiğinde bu kente Angori ismini vermiş. İbni-il Atun, Yakut, İbni-Bibi, Ebul Feda 13. ve 14. yüzyılda Ankara’yı Engüriye ve Engürü olarak isimlendirmişlerdir.Danişmentliler Ankara’yı Darül-Selasiye olarak adlandırmışlardır. Tarihçiler, Selçuk ve Moğollar dönemindenden 1343 yılına kadar Ankara’ya Engüriye, Katip Çelebi de 1648′de Ankara’ya geldiğinde bu kentin adının Engüri olduğunu yazmıştır.
Ankara Tarihi
Ankara M.Ö. 333′de Makedonya Kralı Büyük İskender tarafından Persler’den alınana kadar; tarihi boyunca Frigyalılar, Lidyalılar, Perslerve Hititler‘in egemenliğine girmiştir. O yıllarda Anadolu’ya gelen savaşçı bir kavim olan Galatlar eski Ankara Kalesi’ni yapmışlardır. Daha sonra bölgede siyasal birliği kuran Romalılar M.Ö. 189 yılında Galatlar’ı yenerek Ankara’yı ele geçirmişlerdir.
M.S. 3. Yüzyıl ortalarında Roma İmparatorluğu’ndan ortaya çıkan sosyal ve ekonomik çöküntüyle paralel olarak kent o günlere kadar koruduğu açık kent niteliğini yitirmiş; çevresi surlarla çevrilmiştir. Roma İmparatorluğu‘nun başkenti İstanbul’a taşınınca, Ankara’dan geçen ve başkenti doğuya bağlayan yolların önemi daha da artmıştır. M.S. 10. yüzyıla kadar Ankara diğer Bizans Kentleri gibi para ekonomisinin geliştiği, örgütlü bir ekonomik yapısı olan önemli bir merkez özelliği kazanmıştır. Bu dönemde, kent planının temel öğeleri; kent düşman saldırılarına karşı koruyan kalın surlar, pazar yeri işlevini gören agora ve kilisedir.
Ankara’nın Selçuklular‘ın eline geçmesi, Malazgirt Savaşı‘ndan sonra 1073 yılına rastlar. 12 ve 13. yüzyıllarda Selçuklu sultanlarının da çabasıyla transit ticaret bir gelişme gösteren Ankara 1304’de görevli özerklik verilerek Osmanlı Devleti‘ne bağlandı. I. Muratzamanında kesin olarak Osmanlı topraklarına bağlanan kentte, 1402yılında Timur ve Osmanlı Yıldırım Beyazıt arasındaki Ankara Savaşıyapıldı. Savaşta kent ve çevresinin büyük ölçüde harap olmuş, Anadolu birliğini yeniden kuran II. Muratzamanında yeniden onarılmıştır.
I. Dünya Savaşı sonrasında Osmanlı Devleti savaştan yenilgiyle ayrılınca; Mustafa Kemal Atatürk Kurtuluş Savaşı‘nı başlatan en büyük adımı Ankara’da atmış, ilk ulusal meclis burada açılmış, Kurtuluş Savaşı Ankara‘dan yönetilmiştir. Savaş sonucunda Türk Milleti bağımsızlığını tekrar kazanmış, 13 Ekim 1923‘te Ankara yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti‘nin başkenti olmuştur.
Coğrafya
İç Anadolu Bölgesi’nin kuzeybatısındadır. Doğusunda Kırşehir ve Kırıkkale, batısında Bilecik- Eskişehir, kuzeyinde Çankırı, kuzeybatısında Bolu, güneyinde Konya ve Aksarayilleri yer almaktadır.
Ovalık bir alanda kurulan ilin yüzölçümünün; yaklaşık % 50’sini tarım alanları, % 28’ini ormanlık ve fundalık alanlar, %12’sini çayır ve meralar, % 10’unu tarım dışı araziler teşkil etmektedir.
Dağlık ve ormanlık Kuzey Anadolu ile kurak Konya Ovası arasında yer alan Ankara, Kızılırmak ve Sakarya Nehri ve havzaları ile çevrilmiş olup, kuzey ve kuzeybatısındaki dağlar yer yer ormanlık alanlarla kaplıdır.
İlin, en yüksek noktasını 2.015 m. yüksekliğindeki Elmadağ Dağı, en geniş ovasını 3.789 km²’lik yüzölçümü ile Polatlı Ovası, en büyük gölünü yaklaşık 490 km²’lik yüzölçümü (İl içi) ile Tuz Gölü, en uzun akarsuyunu yaklaşık 151 km.lik (İl içi) uzunluğu ile Sakarya Nehri, en büyük barajını 83,8 km².lik yüzölçümü ile Sarıyar Barajı oluşturmakta olup, il geneli itibarıyla 14 doğal göl, 136 sulama göleti ve 11 baraj bulunmaktadır.
İlin başlıca akarsuları; Kızılırmak, Sakarya Nehri, Ankara Çayı, Kirmir Çayı, Ova Çayı ve Balaban Çayı’dır. Başlıca gölleri; Tuz Gölü, Mogan Gölü ve Eymir Gölü’dür. Başlıca barajları; Sarıyar, Kesikköprü, Çubuk-1, Çubuk-2, Bayındır, Kurtboğazı, Çamlıdere ve Asartepe barajlarıdır.
Geniş arazi yapısı itibarıyla güneyde bozkır, kuzeyde ılıman ve yağışlı bir iklim tipinin görüldüğü Ankara’da genel olarak yaz ayları sıcak ve kurak, kış ayları soğuk ve kar yağışlı kurak bir karasal iklim tipi görülmektedir.
İlçeleri
Akyurt - Altındağ - Ayaş - Bala - Çankaya - Çubuk - Elmadağ - Etimesgut - Gölbaşı - Kalecik - Kazan - Keçiören - Mamak - Pursaklar - Sincan - Yenimahalle - Beypazarı -Çamlıdere - Evren - Güdül - Haymana - Kızılcahamam - Nallıhan - Polatlı - Şereflikoçhisar
İklim
Ankara’nın büyük bölümünde karasal iklim hüküm sürer. Yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve kar yağışlıdır. İç Anadolu’dan gelen Karasal iklimin etkisi ile ilin orta ve güneyinde bozkırlar,Karadeniz’den gelen Karadeniz iklimi etkisi ile de kuzeyde ormanlar yaygındır. Ankara Türkiye’deki üç ana iklim tipinin de görüldüğü üç ilden biridir (diğerleri Kırklareli ve Bolu’dur). İlin kuzeybatı ucunda Bolu sınırına yakın bir noktada bulunan Uluhan civarında iklim koşulları kısmen Akdeniz iklimi (geçiş iklimi) özelliklerini yansıtır. İlin kuzey kesimleri karadeniz iklimi etkisindeyken diğer yerlerde karasal iklim hüküm sürer. Güney ve güneydoğuya gidildikçe günlük ve yıllık sıcaklık farkları artarken yağış miktarı da azalır. Kuzeyde Kazan, Kızılcahamam ve Çamlıdere ilçeleri Karadeniz ikliminin açık etkisi altındadır. Ortalama en sıcak aylar temmuz ve ağustos en soğuk ay ise ocaktır. İlde kışın sis etkili olup hayatı olumsuz etkiler. İl genelinde yıllık ortalama sıcaklık 11.7 derece, yıllık ortalama yağış ise 389.1 mm olup ortalama basınç değeri de 913.1 mb dir. Donlu gün sayısı yılda ortalama 60-117 arasında değişir karla örtülü ortalama gün sayısı ise yılda 60.5 gündür. Ankara ili sınırları içerisinde en yüksek sıcaklık 30.07.2000 tarihinde Beypazarı ilçesinde 43.0 derece olarak ölçülmüştür. Ankara’da tespit edilen en yüksek rüzgar hızı ise saniyede 29.2 metre olarak ölçülmüştür (105,120 km/h).
Burdur Sohbet Odaları Burdur Chat
Aralık 31, 2009 by admin
Filed under Sohbet Odaları
Burdur Sohbet Odalarına girmek için aşagıda bulunan alana nickinizi varsa şifrenizi yazip Sohbete Başla butonuna basınız
![]() |
Burdur Hakkında Bilgi;
Burdur ili, Türkiye‘nin Akdeniz Bölgesi‘nde bulunan bir ilidir. Akdeniz Bölgesi’nin en geri kalmış şehridir.Burdur’un plaka kodu 15, il sınırlarındaki toplam nüfus 256.803′tür. En büyük ve gelişmiş ilçesi Bucak‘tır
Coğrafya
Burdur, Göller Yöresi veya Göller Bölgesi adı verilen bölgede yer alıyor. Burdur ili 36-53 ve 37-50 kuzey enlemleri ile 29-24 ve 30-53 dogu boylamlari arasinda yer alır. Il arazisinin
- %60.6’si dağlık,
- %2.7’si yayla,
- %19’u ova ve
- %17.6’si engebelidir. Topraklar genelde killi ve kireçlidir.
Burdur ilinin yüksekligi 950 metredir ve genel yüksekligi (ortalama) 1000 metredir. Burdur’a
- güneyden Batı Torosların uzantıları üzerindeki Boncuk Dağları, Elmalı Dağı ve Katrancık Dağı,
- doğudan yine Batı Torosların uzantısı olan Kuyucak ve Dedegöl Daği,
- kuzeyden Burdur Gölü ve Karakus Dağı sırası,
- batıdan ise Acıgöl ve Eseler Dağları gibi doğal sınırlarla çevrilmistir.
Burdur güneyde Antalya, batıda Denizli, güneybatıda Muğla, kuzeyde Afyon ve kuzeydoğuda Isparta illeri ile sınırlıdır.
Akdeniz Bölgesinde yer aldığından kışları soğuk ve yağışlı, yazları sıcak ve kurak bir iklime sahiptir. Burdur’da bol sayıda göl ve orta boy akarsu bulunmaktadır. Türkiye’nin önemli göllerinden olan Burdur Gölü her türlü su sporları için elverişlidir. Ilin diger önemli gölleri ise Salda, Yarışlı, Karataş ve Gölhisar Gölüdür. Birçok sulama göletlerinin yani sıra, Karacaören, Yaprakli, Onaç 1 ve Onaç 2 ve Karamanlı Barajları vardır.
Ilçeler
Amasya Sohbet Odaları
Aralık 31, 2009 by admin
Filed under Haber, Popüler Sohbet Odalari, Program, Sohbet Odaları, TATbim Kösesi
![]()
Amasya Sohbet Odalarına girmek için aşagıda bulunan alana nickinizi varsa şifrenizi yazip Sohbete Başla butonuna basınız
![]() |
Amasya Faydalı Linkler
Amasya Valiliği
Amasya Valiliği Resmi Web Sitesi
http://www.amasya.gov.tr
Amasya İl Milli Eğitim Müdürlüğü
Amasya İl Milli Eğitim Müdürlüğü
http://www.amasya.meb.gov.tr
Amasya İl Sağlık Müdürlüğü
Amasya İl Sağlık Müdürlüğü resmi web sitesi
http://www.amasyasm.gov.tr
AMASYA İLİ HAKKINDA
Amasyaili, Türkiye Cumhuriyeti‘nin Karadeniz Bölgesi‘nde bulunan bir ildir. Merkezi Amasya‘dır. Merkez ilçe ile birlikte 7 ilçe, bunlara bağlı 23 belde ve 348 köyü vardır.
Amasya’nın bilinen ilk adı “Amaseia“‘dır. Bu isim dünyanın ilk coğrafyacısı olarak bilenen Strabontarafından verilmiştir. “Amaseia” amozonlardaki yaşayan halkın kraliçelerine verdikleri isimdir.
Coğrafya
Karadeniz Bölgesi‘nin Orta Karadeniz Bölümü‘n de bir ildir. İlin komşuları: Kuzeyde Samsun, batıda Çorum, doğuda ve güneydoğuda Tokat, güneyde Yozgat.
İlçeleri
- Merkezilçesi: Yüzölçümü 1730 km², nüfusu 133.207 kişi olup, 85.851’ü il merkezinde, 58.814’ü ise belde ve köylerde yaşamaktadır. Aydınca, Doğantepe, Ezinepazar, Uygur, Yassıçal, Yeşil Yeniceve Ziyaretolmak üzere 7 beldesi ve 100 köyü bulunmaktadır.
- Göynücekİlçesi : Yüzölçümü 578 km², nüfusu 17.614 kişi olup, 2.776’sı ilçe merkezinde, 14.838’i ise belde ve köylerinde yaşamaktadır.
- Gümüşhacıköyİlçesi : Yüzölçümü 653 km², nüfusu 29.795 kişi olup, 14.057’si ilçe merkezinde, 15.738’ide belde ve köylerde yaşamaktadır.
- Hamamözüİlçesi : Yüzölçümü 202 km², nüfusu 6.161 kişi olup, 1.511’i ilçe merkezinde, 4.650’si köylerde yaşamaktadır.
- Merzifonİlçesi : Yüzölçümü 970 km², nüfusu 67.281 kişi olup, 45.613’ü ilçe merkezinde, 21.668’i köy ve beldelerde yaşamaktadır.
- Suluovaİlçesi : Yüzölçümü 516 km², nüfusu 54.123 kişi olup, 42.715’i ilçe merkezinde, 11.408’i belde ve köylerde yaşamaktadır.
- Taşovaİlçesi : Yüzölçümü 1.041 km², nüfusu 35.186 kişi olup, 9.283’sı ilçe merkezinde 25.903’ü belde ve köylerde yaşamaktadır…
Tarihi
Yapılan arkeolojik araştırma ve bulgulara göre Amasya’da ilk yerleşme M.Ö. 5500 yıllarında başlayıp Hitit, Frig, Kimmer, İskit, Lidya, Med-Pers, Hellen, Pontus, Roma, Bizans, Danişmend, Selçuklu, İlhanlıve Osmanlıdönemlerinde de kesintisiz olarak devam etmiştir.
Pontuslar (M.Ö.333 – M.Ö.26) tarafından yapılan Kral Kaya Mezarları, günümüze kadar ulaşarak kentin anıt eserleri arasına girmiştir, Amasya Antik Pontus Devletine 200 yıl başkentlik yapmıştır.
700 yıl Bizansegemenliğinde kalan Amasya, Melik Ahmet Danişmend Gazi tarafından 14 Şubat 1075 yılında fethedilerek bu kentte ilk Türk – İslam Egemenliği kurulmuştur.
OsmanlıAnadoluda Türklerin ilk şehir hayatına geçiş yaptıkları yerlerden birisi de Amasya olup öz be öz Türk oymaklarının Ulu Yörükler ve Türkmen boyları Amasya ve civarında yerleşmiş olması, korunaklı bir yapıya sahip olması nedenleri ile Osmanlı Şehzadelerinin Amasyada yetiştirilmesi uygun bulunmuştur. Bu Sebeplerledir Şehzade Çelebi Mehmet Timur nedeni ile dağılan Anadolu birliğini Amasya ve civarındaki Türkmenlerden sağladığı güçle tekrar sağlamıştır. Yıkılmak üzere olan Osmanlı tekrar Amasya’da kurulmuştur.
Şehzade Yıldırım Bayezid, Çelebi Mehmet, Şehzade Murat (II), Şehzade Ahmet Çelebi, Şehzade Mehmet (II), Şehzade Alâeddin, Şehzade Bayezid (II)), Şehzade Ahmet, Şehzade Murat, Şehzade Mustafa, Şehzade Bayezidve Şehzade Murad (III) çeşitli tarihlerde Amasya’da Valilik yapmışlardır.
Bu dönemde kentte birçok ilim admı yetişip saray, çeşme, medrese, cami, türbe v.b. kalıcı eserlerle, şehir bir kültür merkeziolarak tarihteki yerini almıştır.
Tarihin akışı içerisinde önemli roller üstlenen Amasya, Kurtuluş Savaşı sırasında yine ön plana çıkmış, Kurtuluş mücadelesinin planları bu kentte hazırlanmıştır. [2] [3]
Kardeş Şehirler
Bolu Sohbet Odaları Bolu Chat
Aralık 31, 2009 by admin
Filed under Haber, Popüler Sohbet Odalari, Program, Sohbet Odaları, TATbim Kösesi
![]()
Bolu Sohbet Odalarına girmek için aşagıda bulunan alana nickinizi varsa şifrenizi yazip Sohbete Başla butonuna basınız
![]() |
Bolu Faydalı Linkler
Bolu Valiliği : http://www.bolu.gov.tr
Bolu Belediye Başkanlığı : http://www.bolu-bld.gov.tr
Bolu Ticaret ve Sanayi Odası : http://www.bolutso.org.tr
Bolu Esnaf ve Sanatkarları Odaları Birliği : http://www.tesk.org.tr/bolu
Bolu İl Sağlık Müdürlüğü : http://www.bolu.saglik.gov.tr
Bolu Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü : http://www.bolu-gsim.gov.tr
Bolu İl Telekom Müdürlüğü : http://www.ttbolu.telekom.gov.tr
T.C.Kültür Bakanlığı Bolu : http://www.discoverturkey.com/iller/bolu.html
T.C.Kültür Bakanlığı Bolu Müzesi : http://www.discoverturkey.com/bakanlik/b-a-bolu.html
Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi : http://www.ibu.edu.tr
Bolu Gündem Gazetesi : http://www.bolugundem.com
Bolu’nun Sesi Gazetesi : http://www.bolununsesi.com
Bolu Olay Gazetesi : http://www.boluolay.com
Bolu Hakkında Bilgiler;
Bu madde Bolu il sınırları içindeki tüm bölgeyi kapsamaktadır. Başlığın diğer anlamları için Bolu (anlam ayrım) sayfasına gidiniz.
Bolu ili, Türkiye Cumhuriyeti‘nin Karadeniz Bölgesi‘nin Batı Karadeniz Bölümü‘nde yer alan bir ildir.
İlçeler
İlin merkez ile birlikte 9 ilçesi ve 4 beldesi vardır.
Bolu’nun ilçeleri şunlardır:
Bolu ilinde bulunan beldeler şunlardır:
Coğrafya
Türkiye yüzölçümünün %1,015′lik bölümünü kaplayan Bolu İli, 8.276 km² (827.600 Ha.) yüzölçümü ile Karadeniz Bölgesi’nin Batı Karadeniz bölümünde yer alır. İl arazisinin yaklaşık % 18’in tarım alanlar oluşturmaktadır. Orman alanları ise % 59’luk bir oran ile Türkiye ormanları içinde % 2,55’lik paya sahiptir. Çayır ve meraların kapladığı alan yaklaşık % 15’tir. Geriye kalan % 8 dolayında alan ise tarım dışı alanlardır.
Ortalama rakım 1000 m., merkez ilçe rakımı ise 725 m. civarındadır. Matematiksel konum açısından 30 derece 32 dakika – 32 derece 36 dakika doğu boylamları ile 40 derece 06 dakika – 41 derece 01 dakika kuzey enlemleri arasındadır.
Bolu İl Merkezine göre; Dörtdivan, Yeniçağa ve Gerede İlçeleri doğuda, Mengen kuzeydoğuda, Göynük ve Mudurnu İlçeleri güneybatıda, Seben ve Kıbrıscık İlçeleri ise güneyde yer almaktadır. Bolu’nun, batısında Düzce ve Sakarya, güneybatısında Bilecik ve Eskişehir, güneyinde Ankara, doğusunda Çankırı, kuzeyinde Zonguldak ve kuzey doğusunda Karabük İlleri yer alır. İl sınır uzunluğu 621,4 km.dir.
Düzce’nin 584 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile (09.12.1999 tarih ve 23901 sayılı R.G.) il olarak ayrılmasıyla, Bolu’nun denizle bağlantısı kalmamıştır.
Nüfus
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TUİK) yapmış olduğu Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi verilerine göre Bolu ilinin 2007 yılı nüfusu 270.417′dır. Bu nüfusun 157.938′i şehir merkezlerinde, 112.479′u da kırsal kesimde yaşamaktadır.
| Yıllara göre Bolu ilinin nüfusu | ||||
|---|---|---|---|---|
| Yıllar | Merkezfdf | Köyler | Toplam | |
| 2007 | 157.938 | 112.479 | 270.417 | |
| 2000 | 142.685 | 131.969 | 270.654 | |
| 1997 | 136.957 | 127.870 | 264.827 | |
| 1990 | 107.551 | 155.368 | 262.919 | |
Özel Gün ve Etkinlikler
İzzet Baysal Şükran Günleri
Bolu Valiliği, Bolu Belediye Başkanlığı ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi işbirliği ile, çeşitli sivil toplum örgütlerinin de katılımıyla, her yıl Mayıs ayının 2. haftasında düzenlenen ve bir hafta devam eden günlerdir. Boluluların “Bolu’nun Babası” lütfuna mazhar olmuş Merhum İzzet Baysal, bu günlerde düzenlenen çeşitli sanatsal ve kültürel etkinliklerle anılır.
Aşçılık ve Turizm Festivali
Bolu’nun Mengen ilçesinde, her yıl Haziran ayında düzenlenmektedir. Türkiye’de tek aşçılık okulunun bulunduğu yer olan Mengen’de düzenlenen festivalde çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir.
Köroğlu Yayla Şenlikleri
Dörtdivan’a bağlı Köroğlu Yaylası’nda her yıl Temmuz ayı içinde düzenlenmekte; halk oyunları gösterileri, yarışmalar, güreş müsabakaları, konserler gibi çeşitli etkinlikler yapılmaktadır.
Atatürk’ün Bolu’ya Gelişi
Atatürk’ün Bolu’ya geliş tarihi olan 17 Temmuz 1934 yılından beri her yıl aynı gün düzenlenmektedir. Atatürk’ün Bolu’ya gelişi, çeşitli sanatsal, kültürel ve sportif etkinliklerle kutlanmaktadır.
Etkinlik ve Günlerin Takvimi
İzzet Baysal Günleri: Mayıs ayı 2. haftası (Bolu) Akşemsettin Hazretleri Anma Günü: Mayıs ayı son Pazar günü (Göynük) Babahızır Anma Günü: Haziran ayı son Pazar günü (Mengen) Şair Dertli Anma Günü: Temmuz ayı içinde (Yeniçağa) Şeyh-ül Ümran Günü: Temmuz ayı 1. Pazar günü (Mudurnu) Tekke Ümmi Kemal Günü: Temmuz ayı ilk Cuma günü (Bolu) Tokad-i Hayrettin Günü: Temmuz ayı 3. Pazar günü (Bolu) Atatürk’ün Bolu’ya Gelişi: 17 Temmuz (Bolu) Ahilik Kültür Haftası: Ekim Ayı 2. haftası (Mudurnu)
Festival ve Şenlikler Karagöl Şenlikleri: Haziran ayı içinde (Kıbrıscık) İpekyolu Kültür Festivali: Haziran ayı içinde (Mudurnu) Aşçılık ve Turizm Festivali: Haziran ayı 3. hafta sonu (Mengen) Dörtdivan Şenlikleri: Temmuz ayı içinde (Dörtdivan) Sarıalan Yayla Şenliği: Temmuz ayı 2. hafta sonu (Bolu) Yamaç Paraşütü Festivali: Temmuz ayı 3. hafta sonu (Abant/Mudurnu) Esentepe Yağlı Güreşleri: Temmuz ayı içinde (Gerede) Elma Festivali: Ekim ayı ilk haftası (Seben)
Bunlar dışında Bolu merkez ve ilçelerindeki yaylaların hemen hemen hepsi, yaz aylarında kendi yaylalarında yayla bayramları düzenlemektedir.
Panayırlar
Bolu’da, Temmuz-Ağustos ayları içinde yaklaşık 1 ay boyunca devam eden panayır düzenlenmekte iken, depremden sonra panayır kaldırılmış, sadece lunapark eğlencesi devam etmektedir. Bazı ilçelerde de her yıl düzenli olarak panayırlar açılmaktadır. Bolu’nun olduğu kadar Türkiye’nin de en ünlü panayırları arasında yer alan Gerede Panayırı bunların en önemlisidir.
Bitlis Sohbet Odaları Bitlis Chat
Aralık 31, 2009 by admin
Filed under Haber, Popüler Sohbet Odalari, Program, Sohbet Odaları, TATbim Kösesi
Bitlis Sohbet Odalarına girmek için aşagıda bulunan alana nickinizi varsa şifrenizi yazip Sohbete Başla butonuna basınız
![]() |
Bitlis Yararlı Linkler
| 1 | Tatvan Gençlik MeclisiTatvan Gençlik Meclisi Tagem Resmi Web Sitesi |
|
|---|---|---|
| 2 | Bitlis GündemBitlis’in güncel ve objektif haber sitesi. |
|
| 3 | Bitlis Valiligi Web SitesiT.C. Bitlis Valiligi Web Sitesi Bitlis ilini detaylı bir şekilde tanıtan valilik sitesi. |
|
| 4 | Bitlis Kültür Türizm MüdürlüğüBitlis Kültür Türizm Müdürlüğü REsmi Web Sitesi |
Bitlis Hakkında Bilgiler;
Bu madde Bitlis il sınırları içindeki tüm bölgeyi kapsamaktadır. Başlığın diğer anlamları için Bitlis (anlam ayrım) sayfasına gidiniz.
Bitlis ili, Türkiye Cumhuriyeti‘nin Doğu Anadolu Bölgesinde Van Gölü‘nün batısında bulunan bir ildir.
İsmi Makedonya Kralı Büyük İskender’in, şehirdeki kaleyi yaptırttığı komutanlarından Bedlis’ten gelmektedir. Tarihsel yapıların ağırlıkta olduğu bir vadi içinde kurulduğundan “Vadideki Güzel Şehir” diye anılır.
Tarihi
Bitlis M.Ö.400 yıllarında Urartular’ın yerleşim alanıydı. M.Ö.11. yüzyıla kadar Urartular’ın yurdu olmaya devam eden ve 7. Yüzyıla kadar Asurlalar, 6. Yüzyıla kadar ise Medler’in yönetimi altında kalan Bitlis, daha sonra Pers Krallığı‘nın kurulması ile 2. Darius tarafından ele geçirilmiştir. M.Ö. 4. yüzyılda Makedonya Kralı Büyük İskender’in yönetimi altına giren ve M.S. 2. yüzyılda Roma İmparatoru Trajan tarafından ele geçirilen Bitlis, 7. yüzyıla kadar Doğu Roma yönetiminde kaldı.
Türkler’in 10. yüzyılla birlikte başlayan Anadolu akınları sırasında önemli bir uğrak yeri haline gelen ve bu tarihlerde Alp Arslan ve ordularını Ahlat’ta konuk eden Bitlis’in Türklerin Anadolu’ya açılmasında çok önemli bir rolü de üstlenmiş oldu. 13. YüzyıldaEyyübiler ve daha sonra Harzemşahlar ve Moğollar‘ın saldırısına uğrayan ve 1514yılındaki Çaldıran Savaşı‘yla Osmanlı egemenliğine giren Bitlis, Osmanlı İmparatorluğu’nun idaresi altında ilim, sanat ve kültür merkezi haline geldi. I. Dünya Savaşı esnasında bir süre Çarlık Rusya’nın işgali altında kalan Bitlis, Cumhuriyet’in ilanından sonra il yapıldı.
İlçeler
- Adilcevaz
- Ahlat
- Güroymak
- Hizan
- Mutki
- Tatvan
Adilcevaz ve ahlat ilçeleri doğuanadolu bölgesinde selçuklu türklerinin yaşadığı ender ilçelerdendir.iki ilçenin merkez yerleşim birimlerinde türk halkı yaşamaktadır. Tarih ve doğa güzellikleri bakımından bütün güzellikleri yansıtan adilcevaz ve ahlat vangölünün kıyısında iki güzel kenttir.
![]()
![]()
| Vali: | Nurettin Yılmaz |
| İstatistikler | |
|---|---|
| Nüfus | 327.886[1] |
| ― Şehir nüfusu | 179.260[1] |
| ― Köy nüfusu | 148.626[1] |
| Yüzölçümü | 8.582 km² |
| Nüfus yoğunluğu | 38.60 kişi/km² |
| Genel bilgiler | |
| Bölge | Doğu Anadolu Bölgesi |
| Alan kodu | 0434 |
| Valilik Web sitesi | bitlis.gov.tr |
Bitlis
Bitlis 16. yüzyılda çevresindeki Tatvan, Ahlat, Muş, Bulanık ve Hınıs nahiyeleri kendisine bağlı olan bir Osmanlı Vilayeti iken daha sonraları Muş Sancağına bağlı bir kaza olarak 19. yüzyılın ortalarına kadar gelmiştir. 1879′da Siirt, Muş, Genç, Bitlis merkez sancaklarının bağlı olduğu 4 sancak, 19 kaza, 8 nahiye ve 2088 köyden oluşan bir vilayet olan Bitlis 1919 yılında yeni bir düzenlemeyle ikinci sınıf vilayet olmuş, 1929′da Muş vilayetine bağlı bir kaza haline getirilmiştir. 6 yıl ilç
Gerek Makdis’i gerekse Şerefname’nin yazarı tarihçi Sultan Şerefeddin biri Romanlılar ülkesine diğeri de Farslar’a ait yazdıkları kitaplarda, Büyük İskender için iki boynuzlu İskender diye söz ederler. Çünkü İskender’in alnında boynuz şeklinde iki et parçası vardı. Başka bir açıklamada da, her 32 yıla karn deniyor. Yıldızlarda her 32 yılda bir döndükleri için ve de Alexander (İskender) 32 yıldan fazla yaşadığı için kendisine iki karnlı adam da denmektedir. İki Karnlı Bey ( Alexander ) bu bölgeleri zapt edip Dicle kıyısına eriştiğinde, bu ırmağın berrak suyundan içer, suyun sağlığa yararlı olduğuna kanaat getirir. Oradan Diyarbakır’a gelir. Sonrada Batman kıyısından giderek Kefender Kalesi’ne varır. Fakat Bitlis’ten çıkan sudan içer içmez gözleri ışıkla dolar. Kefender’den Bitlis’e vardığında nehrin iki yatağa ayrıldığını görür. Bunun üzerine önce Avih vadisinden akan sudan içer suyun pek yararlı olmadığını anlar. Fakat Bitlis Kalesi’nin doğusundaki kaynaklardan içince, hemen orada sakin bir uykuya dalar. Bu kaynağın suyundan yedi gün boyunca içer. Kendisinde hiçbir hastalığın kalmadığını görünce hizmetçisi Bidlis’i yanına çağırır, “benim sadık hizmetçim eğer Chasulchas olmak istiyorsan, hazinemden keselerle yeteri kadar altın al ve hemen şuraya bir kale kur. ( Bir kese 2000 altın ) Çapakçur’ dan döndüğümde bitmiş olsun. Öyle bir kale olmalı ki alınması güç olsun. Bu kaleyi ben bile kuşatsam, almakta zorluk çekeyim.”Bitlis 16. yüzyılda çevresindeki Tatvan, Ahlat, Muş, Bulanık ve Hınıs nahiyeleri kendisine bağlı olan bir Osmanlı Vilayeti iken daha sonraları Muş Sancağına bağlı bir kaza olarak 19. yüzyılın ortalarına kadar gelmiştir. 1879′da Siirt, Muş, Genç, Bitlis merkez sancaklarının bağlı olduğu 4 sancak, 19 kaza, 8 nahiye ve 2088 köyden oluşan bir vilayet olan Bitlis 1919 yılında yeni bir düzenlemeyle ikinci sınıf vilayet olmuş, 1929′da Muş vilayetine bağlı bir kaza haline getirilmiştir. 6 yıl ilçe olarak yönetilen Bitlis, 25 Aralık 1935 tarih ve 2885 sayılı Kanunla tekrar il haline getirilmiştir. 4 Ocak 1936 tarihinde yürürlüğe giren bu kanunla Bitlis, Mutki, Ahlat, Hizan ve Kotum ilçelerinden müteşekkil Bitlis Vilayeti kurulmuştur. Bu kanundan kısa bir süre sonra ilçe merkezi Kotum’dan Tatvan’a nakledilmiştir. Ahlat’a bağlı bir bucak merkezi olan Adilcevaz ilçe haline getirilmiş, 1 Mart 1953 yılında son idari şeklini almış iken, 04.07.1987 tarihinde 3392 sayılı kanunla Güroymak Bucağının da ilçe haline gelmesiyle ilimiz bugünkü idari yapısına kavuşmuştur.
İl Adilcevaz, Ahlat, Güroymak, Hizan, Mutki ve Tatvan olmak üzere 6 ilçesi vardır.
Bitlis merkez ilçe ve bağlı ilçelerinde birer belediye teşkilatı, il merkezine bağlı Yolalan, Adilcevaz ilçesine bağlı Aydınlar, Ahlat ilçesine bağlı Ovakışla, Güroymak ilçesine bağlı Gölbaşı ve Günkırı, Hizan ilçesine bağlı Kolludere ile Mutki ilçesine bağlı Kavakbaşı ve Koyunlu beldelerinde birer belediye teşkilatı olmak üzere toplam 15 yerleşim merkezinde belediye teşkilatı bulunmaktadır.
Yüzölçümü: Bitlis İlinin genel olarak yüzölçümü 6.706 km2 dir. Bu rakama Bitlis İli sınırları içerisinde kalan Van Gölünün 1.876 km2’ lik kısmı da dahil edildiği takdirde toplam olarak İlin yüzölçümü 8.582 km2 olmaktadır.
Nüfus: 2000 yılı genel nüfus sayımına göre 388.678 nüfusa sahip olan Bitlis İlimiz; 6 İlçe ( Adilcevaz, Ahlat, Güroymak, Hizan, Mutki, Tatvan ), 8 Belde, 334 Köy ve 299 Mezra’ dan oluşur.
BİTLİS İSMİNİN KAYNAĞI
Bu emri alan Bidlis, tüm ünlü yapı ustalarını, fen bilimcileri, fizikçileri, mühendisleri kalenin yapım işleriyle görevlendirir. Bidlis, kalenin yapım işi bittikten sonra kaleye taşınır. Çapakçur’un alınışından dönen Alexander, kaleyi kuşatır. Fakat bir türlü kaleyi alamaz. “Hey, seni dinsiz adam. Bana karşımı gelmek istiyorsun?” der. Sonrada kaleye her taraftan saldırı emri verir. Yığınla asker gece gündüz kaleye saldırır. Fakat nafile, sonuç değişmez. Büyük İskender, kaleye kapanmış olan Bidlis’in karşısında çaresiz düşer. Bidlis’e şunları söyler.
“İşlediğin tüm bu suçlara rağmen seni bağışlıyorum. Çık dışarı.” Alexander’in gönderdiği elçileri Bidlis tersyüz eder. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, eski efendisinin ordusunu mancıklarla taşa tutar. Demir oklar yağdırır Alexander’in ordusuna, ordudan çok insan ölür. Savaş bu şekilde 40 gün sürer.
41. gün kalenin kayalıklarındaki bir mağaradan eşek arıları bir bulut gibi dışarı çıkarlar. Her bir arı neredeyse bir serçe kadardır. Askerler ve hayvanlar, arılardan kaçmaya başlarlar. Arılar, Alexander’in burun ve kulaklarını sokarak neredeyse öldürürler. Oda çareyi kaçmakta görür. Bu olay Alexander’i oldukça yorar. Muş ovasına doğru geri çekilir.
İşte tam bu sırada Bidlis, kaleden ayrılarak içinde mücevher olan bir kutu , kalenin anahtarı ve diğer armağanlarla Alexander’a gider. Hediyeleri atının ayakları altına bırakan Bidlis yeri öper. Sonra da hediye kutusunu kendisine sunar. Alexander “ Hey, sen kahır olası adam. Neden bunca askerimi öldürdün?” Bidlis hemen yanıt verir; “ Efendim, alınması güç bir kale inşa etmemi siz buyurdunuz. Ben de emriniz üzere yaptırdım. Öyle bir kale olmalı ki, Büyük Alexander bile almakta güçlük çeksin.” Alexander, Bidlis’i kalenin Valiliğine atar. Bu nedenle kale, Bidlis adını alır. Alexander’in emri ile yaptığı için Fransızlar’ın tarih kitaplarında burası Alexander’in payı tahtı olarak adlandırılmıştır.
BİTLİSİN NEYİ MEŞHUR
Bitlis’te Beşminare Hikayesi:
Rus işgali sırasında Bitlis, bir harabe şehir görüntüsü alır. Düşmanın çekilmesinden sonra savaş esnasında Bitlis’ ten kaçan bir baba ve oğul, Bitlis’e dönmek üzere yola çıkarak şehre hakim konumdaki Dideban Dağı eteğine varırlar. Baba, şehirde canlı kalıp kalmadığını öğrenmek için oğlunu şehre gönderir. Bir süre sonra oğul geri döner ve uzaktan babasına şöyle seslenir : “ Şehirde yaşama dair hiçbir iz yok; sadece beş tane minare ayakta kalmış.” Bunu duyan baba yıkılır ,diz çöker ve şöyle bir ağıt yakarak oğlunu yanına çağırır.
“Bitlis’te beş minare, beri gel oğlan beri gel.
Yüreğim dolu yare, beri gel oğlan beri gel.”
Bu ağıt zamanla türkü ve manilere konu olarak günümüze kadar gelir.
Bitlis Kalesi:
Bitlis Kalesi Şehir merkezinde sert bir kaya bloğu üzerindedir. Şimdiye kadar bilimsel bir araştırmaya yönelik herhangi bir çalışma yapılmadığı için, içinde barındırdığı tüm esrarıyla ve bütün görkemiyle ayakta durmaktadır.
Yazılı kaynaklarda; M.Ö. 330 tarihinde Büyük İskender’in komutanlarından Leys Bedlis tarafından yaptırıldığı, çevresinin 2800 metre, yüksekliğinin 56 metre ve sur kalınlığının 7 metre olduğu, üstünde muhteşem bir han sarayı ile 300 ev, 1 han, 1 cami, ayrıca aşağı kalede ise, iki başı demir kapılı bir çarşı, bir bedesten ve birkaç yüz evin bulunduğu belirtilmektedir.
Günümüzde sadece kale mevcut olup, zaman zaman yapılan onarımlarla muhteşem görünümünü korumuştur.
Bitlis Tütünü:Dünyaca ünlü Virjinya tütününe denk kalitede olan Bitlis tütünü ile ilimizdeki sigara fabrikalarında; filtreli filtresiz Bitlis, Tekel2000, Best, Kansas, Samsun ve Maltepe sigaraları üretilmektedir. Ayrıca, sarma tütün yöre insanının vazgeçemediği içeceğidir.
Bitlis Balı:Bitlis, Türkiye’ de en çok bal üreten iller arasındadır. Coğrafi konumu itibariyle dağlık ve yayla olması, temiz tabiatı ve çok çeşitli kır çiçekleriyle Bitlis ve yöresi, arıcılık için çok müsait bir konumdadır. Altın sarısı, saf, katkısız Bitlis balı; besleyici, yiyene şifa dağıtan nitelikte olup, misafirlere en güzel ikram, dostlara en güzel Bitlis armağanıdır.
Büryan Kebabı:Anadolu’nun bazı yerlerinde yapılan tandır kebabından çok farklı bir şekilde yapılan büryan için “Hevur” denilen erkek keçi eti tercih edilir, bulunmadığı taktirde erkek koyun eti kullanılır, kebap ağzı kapalı tandır içinde ateş değmeden kendi buharında pişirilir. Büryanın sıcağı makbuldür. Bunu temin için büryancı uzun müddet sıcaklığını muhafaza eden tandıra soğuyan gövdeleri tandıra indirir ve servis için tandırdan sıcak gövdeleri çıkarır.Büryanla beraber garnitür olarak yaygın bir şekilde yaş üzüm tercih edilir. Evlerde böyle bir kebap olanağı olmadığından, sadece büryancılardan temin edilir. Etteki besleyici maddelerin kaybolmamasından dolayı besin değeri oldukça yüksek ve oldukça lezzetli bir yemek türüdür.
Bitlisin Tarihi Evleri:Genellikle yüksek bir duvarın sokaktan ayırdığı, dışa kapalı fakat o ölçüde içe doğru özgür ve özgün bir mimari anlayışı yansıtan Bitlis evleri ; düzgün kesme taştan, üzeri düz toprak damlı olarak inşa edilmişlerdir. Dıştan donuk bir mimari özelliği gösteren yapıların taç kapılı girişleri, sanki gerçek gizemin evlerin içinde olduğunu gösterir. Bitlis evleri,bu kapılardan içeri girildiğinde taç döşemeli avlular ve çeşitli meyve ağaçlarının süslediği bahçeleriyle insana açılan ferah bir dünyanın kapıları gibidir.
Adilcevaz Cevizi:Bitlis yöresinde yetişen kaliteli ceviz çeşitleri içinde önemli bir yeri olan, tanelerinin büyüklüğü ve doyumsuz lezzeti ile Adilcevaz Cevizi, ünü ülkeye yayılmış, uğruna her yıl hasat mevsiminde şenlikler düzenlenen bir yiyeceğimizdir.
Ağrı Sohbet Odaları
Aralık 31, 2009 by admin
Filed under Popüler Sohbet Odalari, Sohbet Odaları
![]()
Ağrı Sohbet Odalarına girmek için aşagıda bulunan alana nickinizi varsa şifrenizi yazip Sohbete Başla butonuna basınız
![]() |
Ağrı Faydalı Linkler
Ağrı Valiliği
Ağrı Valiliği Resmi Web Sitesi
http://www.Agri.gov.tr
Ağrı İl Milli Eğitim Müdürlüğü
Ağrı İl Milli Eğitim Müdürlüğü
http://Agri.meb.gov.tr
Ağrı İl Sağlık Müdürlüğü
Ağrı İl Sağlık Müdürlüğü resmi web sitesi
http://www.agrisaglik.gov.tr
AĞRI İLİ HAKKINDA
Ağrı ili, Türkiye’nin Doğu Anadolu Bölgesi’nde bulunan bir ildir. Adını içinde bulunan Ağrı Dağı’ndan almıştır. 1834 yılında bucak, 1869 yılında ilçe olan Ağrı, 1927 yılında il olmuştur.
Orta Asya’dan gelen kavimlerin Anadolu’ya girişleri sırasında Ağrı, bir geçiş oluşturmuş, dolayısıyla birçok medeniyete sahne olmuştur. Ancak bu medeniyetler Ağrı’yı bir giriş kapısı olarak gördüklerinden burada çok köklü bir uygarlık oluşturamamışlardır.
Bölgede egemenlik kurdukları sanılan Hititler’in güçlerini yitirmeleri üzerine, M.Ö.1340 – M.Ö.1200 tarihleri arasında Hurriler bölgeye yerleşmişlerdir. Hurriler krallık merkezi olan Urfa’dan uzak olan Ağrı’yı ellerinde tutamamışlardır.
En köklü uygarlığı Urartular oluşturmuştur. Urartu’nun Van Gölü’nün kuzey ve kuzeydoğusundaki ülkeler üzerine, Kral İspuini döneminde (M.Ö.825 – M.Ö.810) seferlere başlamış, Kral Menua döneminde (M.Ö. 810 – M.Ö. 786) ise bu akınlar daha da ağırlık kazanmıştır. Kuzeye ve kuzeydoğuya giden yollar üzerinde inşa edilen kaleler, buraya yapılan seferlerin önceden planlandığını göstermektedir. Ağrı Dağı’nın yamaçlarında, Karakoyunlu ve Taşburun köylerinin arasında ele geçen bir Urartu yazıtı Kral Menua’nın bu bölgedeki egemenliğinin kesin kanıtıdır.
M.Ö.712 yıllarında Kızılırmak boylarına kadar uzanan Kimmerler, Ağrı’da geçici de olsa bir hakimiyet kurmuşlardır. Medler (M.Ö.708 – M.Ö.555) Asur Devleti’nin yıkılması ile birlikte bir yayılma sürecine girmiş, bunun sonucu olarakta Ağrı ve çevresini topraklarına katmışlardır.
Medler’in yıkılması ile birlikte Persler; Büyük İskender’in Pers Kralı lll. Darius’u M.Ö. 331′de yenerek Anadolu’yu ele geçirdiği zamana kadar yaklaşık iki yüzyıl kadar bölgede yaşamışlardır. Büyük İskender’in ölümü üzerine oluşan boşluktan faydalanan Ermeniler ve Gürcüler bölgeyi ele geçirmişlerdir.
Doğu Anadolu’ya gelip yerleşen ilk Türk topluluğu M.Ö.680 yılında bölgeye gelen Sakalardır. Murat Nehri ve Doğubeyazıt çevrelerine kısa sürede yerleşmişlerdir. Daha sonraları Arsaklılar ve Artaksıyaslı Krallığı, Ağrı ve çevresine hakim olmuştur.
Ağrı ilinin ilçeleriBölge, Halife Osman zamanında İslam orduları tarafından fethedilmiştir. 872 yılına değin Abbasiler’in kontrolü altında kalan Ağrı, daha sonra Bizans’ın kontrolüne geçmiştir.
1071 Malazgirt Savaşı sonrası bölgeye Türk boyları gelmeye başlamıştır. Ağrı, yüzyıla yakın bir süre Sökmenli Devleti’nin sınırları içine girmiştir. 1027 – 1225 yılları arasında Ani Atabekleri, 1239′da Cengizliler, 1256 – 1358 yılları arasında İlhanlılar ve Celaliler Ağrı’da hüküm sürmüşlerdir. İlhanlılar bazen kurultaylarını Ağrı Dağı’nda yapmış, Anadolu ve İran’ı buradan yönetmişlerdir. 1393′de Moğol hakanı Aksak Timur, Ağrı bölgesini ele geçirmiştir. 1405 – 1468 tarihleri arasında Ağrı, Karakoyunlu toprakları içinde yer almış, Karakoyunlular yıkılınca Ağrı Akkoyunlular’ın egemenliğine geçmiştir. Ağrı, 1514′de yapılan Çaldıran Savaşı sonrası Yavuz Sultan Selim tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır.
Osmanlı döneminde Şorbulak olarak anılan ilin adı, Ermeniler zamanında Karakilise olarak değiştirilmiştir. Kâzım Karabekir Paşa zamanında ise Karakilise ismi değiştirilerek Karaköse diye adlandırılmıştır.
Nuh Tufanı ile ilgisinden dolayı Tevrat’ta adı geçen Ararat Dağı ve ülkesinin, Ağrı ve çevresinin olduğu sanılması dolayısıyla Ağrı’ya batılılar tarafından Ararat da denilmektedir. 5165 m. yüksekliğiyle Türkiye’nin en büyük dağı olan Ağrı Dağı da il sınırlarındadır.
Türkiye Cumhuriyeti hükümeti Ağrı’ya bir üniversite kurma kararınını TBMM’den geçirmiştir. Bu girişimin 2009 Nisan’ında gerçekleşecek olan yerel seçim öncesi bir yatırım olmaktan öte bir anlam içermediğine inanılmaktadır. Ağrı, 2007 Temmuz’unda yapılan son genel seçimde de meclise beş milletvekili göndermiştir.
1 Kültürel ve doğal zenginlikler2 İlçeleri3 İlin valileri4 Dış bağlantılar5 Kaynaklar
Kültürel ve doğal zenginlikler
Ağrı Dağı’nın Iğdır’dan görünümü
A painting by the American Edward Hicks
İshakpaşa Sarayı.Ağrı Dağı : Doğubeyazıt’ta bulunan ve volkanik bir dağ olan Ağrı_Dağı 5137 metre yüksekliği ile Avrupa’nın ve Türkiye’nin en yüksek dağıdır.Nuh Tufanı’ndan sonra Nuh’un gemisine ev sahipliği yapması dolayısıyla efsanevi özelliği olan bir dağdır.Dağ İran’ın 16 km batısında,Ermenistan’ın 32 km güneyinde yer alır.
İshak Paşa Sarayı : İshak Paşa Sarayı, Ağrı Dağı’nın yakınında, Doğubeyazıt’ın 5 kilometre uzağında eski Doğubeyazıt yanında sarp kayalar üzerine,7.600 m² bir alan üzerine kurulmuş, kartal yuvasını andıran 116 odalı bu saray aslında türbesi, camii, surları, iç ve dış avluları, divan ve harem salonları, koğuşları ile bir bey kalesidir.
Nuh’un Gemisi : Ağrı dağı’nın güney karşısındaki Şürbahar (Telçeker) ile Üzengili (Meşar) köyleri arasında doğal bir anıttır. Aslında bu anıt, gemi biçimli bir şekil (siluet) dir. Türkiye – İran Transit yoluna 3,5 km. mesafededir.Nuh Tufanı sonucunda karaya oturan geminin bufada kaldığı öne sürülmektedir. 1983 yılından itibaren kutsal geminin kalıntılarım burada arama çalışmaları hızlanmıştır.
Meteor Çukuru : Doğubayazıt’ın 35 km. doğusunda. Küçük Ağrı dağının eteğinin bittiği yerdedir, İran sınırına 2 km uzakta, Gürbulak sınır kapısı ile Sarıçavuş köyü arasındadır. 1892 yılında gökten düştüğü sanılan büyük bir parçanın meydana getirdiği çukur, dünyada büyüklük ve derinlik itibariyle Alaskadakinden sonra ikinci büyük meteor çukuru budur. Genişliği 35 m., derinliği 60 m. dir. Toprağa gömülü göktaşının üzeri iç duvarlardan çöken toprak tabakalarıyla örtülüdür.
Balık Gölü : Ağrı’nın kuzeyinde, Kars sınırındaki Sinek yaylasında alabalığı ile ünlü bir lav setti gölüdür. Gölün suyu tatlı ve temizdir. Sazan balığı ve ünlü kırmızı pullu (kızıl alabalık) alabalığı vardır. Gölün çevresindeki buz gibi kaynaklar, Anadolu’nun en güzel sularıdır. Göl, doğal bir güzelliğe ve sade bir manzaraya sahiptir.Deniz seviyesinden 2241 m. yükseklikte bulunan Balık gölü, yurdumuzun en fazla yüksekte oluşmuş gölüdür. Alanı 34 km2. olup, derinliği 100 m.yi aşmaktadır.Gölün güney kıyısında plaj sitesi ve turistik tesisler vardır.Balık gölüne kısa yol, Taşlıçay üzerinden çıkan 26 km.lik yoldur. Bu yolu, 60 km.lik Doğubeyazıt yolu tamamlar.
Kudret Köprüsü : Köprü Diyadin İlçesindeki kaplıcaların bitişiğindedir. Zaten bu çermiğin adı da buradan gelir. Murat nehri buradaki toprak ve kaya yığınını sökemediğinden altını delmiş, açtığı tünelden akmıştır. Dünyada benzeri olmayan bu köprü, 30 m. yükseklik, 30 m. genişliktedir. Aradaki 150 m. boşluktan sonra ikinci doğal köprü yer almaktadır.
Hamur Deresi : Murat nehri’nin Hamur ile Tutak arasında aktığı Hamur deresi, doğal güzelliklere sahiptir. Suların bazı yerlerde çağlayarak, bazı yerlerde durgun ve vadinin yapısına uygun biçimde kıvrılarak akması, yer yer görülen ağaçlıklar, bostanlar buraya ayrı bir çekicilik kazandırır. Hamur deresi; balık avlama, iyi bir piknik ve dinlenme yeridir.
Tendürek Dağı : Sönmüş, volkanik bir dağdır. Diyadin’in ve kaplıcaların güney doğusundadır. Dağın üzerinde tandıra benzer sıcak çukurlar olduğundan böyle adlandırılmıştır. Doğal güzelliği ve kaynak sularının yanında, üzerinde buram buram duman (buhar) tüten sıcak su gözeleri de vardır. Sıcak ve soğuk kaynak suyu boldur. Murat nehrinin ilk çıkış yeri buradır.Tendürek dağının sıcak suları minerallidir. Dağın tepesinde, (içinde su aygırları olduğu söylenen) krater bir göl oluşmuştur. Yazın yayla olarak kullanılır. Havası ve yeşilliği insana ferahlık verir. Av hayvanlarının da olduğu Tendürek’te ilkbaharda çok mantar yetişir.
İlçeleri
Doğubeyazıt
Patnos
Diyadin
Taşlıçay
Eleşkirt
Tutak
Hamur
Bingöl Sohbet Odalari Bingol Chat
Aralık 31, 2009 by admin
Filed under Haber, Popüler Sohbet Odalari, Program, Sohbet Odaları, TATbim Kösesi
![]()
Bingöl Sohbet Odalarına girmek için aşagıda bulunan alana nickinizi varsa şifrenizi yazip Sohbete Başla butonuna basınız
![]() |
Bingöl’lü sohbet severler burda buluşuyor, sohbet odalarımıza giriş yaparak diğer Bingöllü arkadaslarla konuşabilirsiniz.
Bingöl İli hakkında Bilgiler;
Bu madde Bingöl il sınırları içindeki tüm bölgeyi kapsamaktadır. Başlığın diğer anlamları için Bingöl (anlam ayrımı) sayfasına gidiniz.
Bingöl ili, Türkiye Cumhuriyeti‘nin Doğu Anadolu Bölgesi‘nde yer alan bir ildir.
![]()
![]()
| Vali: | Vehbi Avuç |
| İstatistikler | |
|---|---|
| Nüfus | 251.552[1] |
| ― Şehir nüfusu | 141.703[1] |
| ― Köy nüfusu | 109.849[1] |
| Yüzölçümü | 8.253 km² |
| Nüfus yoğunluğu | 31.30 kişi/km² |
| Genel bilgiler | |
| Bölge | Doğu Anadolu Bölgesi |
| Alan kodu | 0426 |
| Valilik Web sitesi | bingol.gov.tr |
Faydalı Linkler
- Bingöl Valiliği
- Bingöl Belediyesi
- Bingöl Emniyet Müdürlüğü
- Bingöl Defterdarlığı
- İl Milli Eğitim Müdürlüğü
- İl Sağlık Müdürlüğü
- Çevre Orman Müdürlüğü
- Bingöl Üniversitesi
Bingöl
Bingöl Doğu Anadolu bölgesinin Yukarı Fırat bölümünde, yeşillikler ve yaylalar diyarı il. 41°20′ ve 39°54′ kuzey enlemleri ile 38°27′ ve 40°27′ doğu boylamları arasında yer alır. İlin doğusunda Muş, kuzeyinde Erzurum ve Erzincan, batısında Tunceli ile Elazığ, güneyinde Diyarbakır ile çevrilmiştir. Trafik numarası 12′dir.
Bingöl, ismini Bingöl Dağından
Bingöl Doğu Anadolu bölgesinin Yukarı Fırat bölümünde, yeşillikler ve yaylalar diyarı il. 41°20′ ve 39°54′ kuzey enlemleri ile 38°27′ ve 40°27′ doğu boylamları arasında yer alır. İlin doğusunda Muş, kuzeyinde Erzurumve Erzincan, batısında Tunceli ile Elazığ, güneyinde Diyarbakır ile çevrilmiştir. Trafik numarası 12′dir.
Bingöl, ismini Bingöl Dağından alır. Bu dağ üzerinde buzullardan meydana gelmiş pekçok gölcük vardır. Efsaneye göre bu bölgede savaşan ordulardan biri su arar. Köylülerden biri Bingöl Dağını tarif ederek, burada bir göl var, der. Komutan askerleriyle bu bölgeye gidince, fışkıran kaynaklardan meydana gelen binlerce gölcüğü görür; “Burası bir göl değil, bingöl!” diye haykırır. Bingöl vilayetinin eski ismi “Cevlik”tir. Cumhuriyetin ilanından sonra “Çabakçur” ismi ile ilçe olmuştur. Eski kitaplara göre Çapakçur “temiz su” manasına gelir. 1936‘da il merkezi olan Çapakçur, 1945′te Bingöl ismini almıştır. Başı bulutla, dorukları karla ve üzeri irili ufaklı yüzlerce buzul gölcükleriyle kaplı Bingöl Dağı bu ilin ismi olmuştur.
Doğu Anadolu Bölgesi’nin Yukarı Fırat bölümünde yer alan Bingöl ili, doğuda Muş, kuzeyde Erzincan ve Erzurum, batıda Tunceli ve Elazığ, güneyde ise Diyarbakır ili ile çevrilidir. İl toprakları, Doğu Anadolu Bölgesi’nin yüksek platoları ile batıdaki engebeli alan arasında kalan bir geçiş bölgesinde yer almaktadır. Güneydeki doğu-batı doğrultulu Murat Irmağı vadisi ve vadi boyunca uzanan küçük düzlükler dışında, il hemen hemen bütünüyle dağlıktır. Kuzey ve orta kesimlerini Erzurum ili sınırları içindeki Palandöken Dağlarının ve Erzurum-Muş-Bingöl sınırlarının birleştiği yeri belirleyen Bingöl Dağlarının uzantıları engebelendirir. Yükseklikleri 2000 m. nin üzerinde olan, yer yer 3000 m. ye yaklaşan bu dağların başlıcaları; Karagöl, Şeytan, Karaboğa ve Şerafettin Dağlarıdır. İlin güney ve güneydoğusunu Muş Güneyi Dağları, güneybatısını da Akdağlar engebelendirir.
Bingöl’ün en önemli akarsuyu, Fırat’ın başlıca kollarından biri olan Murat Irmağı’dır. Genişliği zaman zaman 70 m.yi bulan Murat Irmağı, ilin güney kesiminde doğu-batı doğrultusunda akar. Göynük Suyu, Yiğitler Deresi, Kılıçdere ve Ardıçlıdere ırmağın başlıca kollarındandır. İlin kuzey kesiminde önce doğu-batı yönünde akan, sonra güneybatıya yönelen Peri Suyu da Bingöl’ün önemli su kaynaklarındandır. Ayrıca İl sınırları içerisinde çok sayıda büyüklü, küçüklü göl bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi Bahri Gölü’dür.
Çapakçur DeresiOvalar, il alanı içerisinde çok az bir yer tutmaktadır. Bunlardan en büyüğü Bingöl kentinin güneydoğusunda 80 km2 kadar bir alan kaplayan Bingöl Ovası’dır. Murat Irmağı’nın güney yakasında geniş bir vadiyle Bingöl Ovası’na bağlanan Genç Ovası ile Karlıova ve Göynük Suyu çevresindeki Göynük ovası da diğer bellibaşlı düzlüklerdir. Bingöl’ün belli başlı yaylalar ise; Bingöl Yaylası, Şerafettin Yaylaları, Genç’te Çötele (Çotla) Yaylası, Karlıova’da Hırhal ve Çavreş Yaylası, Kiğı’da Kiğı Yaylası ve Dağın Düzü Yaylaları, Adaklı’da Karer Yaylası’dır. İlin yüzölçümü 8.125 km2 olup, toplam nüfusu 255.395′dir.
İlin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Hayvancılıkta ağırlık canlı hayvan yetiştiriciliğidir. En çok koyun, kıl keçisi ve sığır yetiştirilir. Arıcılık ve bal üretimi de yapılmaktadır. Bingöl’ün en önemli ticari ürünü cevizdir. Bunun yanı sıra elma ve armut da yetiştirilmektedir.Ormancılık ve madencilik de yapılmaktadır. Hayvancılık nedeniyle yün işi ve dokumacılığıda ekonomisinde büyük yer tutmaktadır. Bingöl halı ve kilimleri çok ünlüdür. Ayrıca yünden giyecek, çuval, battaniye, heybe, koşum takımları ve at süsleri de yapılmaktadır. Bingöl’de ağaç işçiliği de gelişmiştir. Tahta kaşık, yağ ve bal tekneleri, çey,z sandıkları üretilmektedir.
Bingöl’de pek çok küçük göl vardır. Bunlar dağlık alanların yüksek yerlerinde meydana gelen buzul gölleridir. Bingöl’ün adı da yaylalarda “göze” denilen bu göllerden gelir. Dağlara , binlerce göl olduğu için Bingöl Dağları adı verilmiş, zamanla bu isim Bingö’e dönüşmüş, şehrin adı da Bingöl olmuştur.
Bingöl’ü de içine alan bu bölge, MÖ.1300′lerden başlayarak çeşitli uygarlıkların, kavimlerin göçlerine ve burada yerleşmelerine sahne olmuştur. Yöre tarih boyunca sırası ile Hitit, Urartu, per, Makedonya, Seleukos, Roma, sasani ve Bizans egemenlikleri altına girmiştir. Hititler , MÖ 2000 yıllarında Fırat kenarında Urfa Mardin dolaylarında “Vasukani” şehrini kurmuşlardır. Bu tarihlerde Bingöl ve çevresi Hurrilerin egemenliği altındaydı. Hititlerin yeni krallık döneminde Kral olan “Şuppililuma”nın “Hurri” prensini damat edinmesi üzerine MÖ 1360 yılında , Harput , Bingöl ve Muş, Hitit egemenliği altına girmiştir. Roma İmparatorluğu’nda iç kavgaların başlamasından faydalanan Partlar , Küçük Asya’nın doğusunda yitirdikleri etkinliği yeniden kazanmaya başladılar. Bunun üzerine doğuya sefer yapan İmparator Tiberius burayı bir prens yönetiminde Roma İmparatorluğu’na bağlamıştır (MÖ 20). Yöre , MS:VII.yüzyıla, Arap akınlarına kadar, Bizanslıların koruduğu Ermeni Prensleri’nce yönetilmiştir. Malazgirt Savaşı (1071) sonrasında Selçuklu yönetimine giren Bingöl, İl sınırları içerisinde en yeni yerleşim biri ve küçük bir köy durumunda idi. 1080-1121 Yıllarında bölge Artukoğullarının eline geçmiştir. Akkoyunlu Uzun Hasan Trabzon Rum İmparatoru’nun Kızı Despina ile evlenince Genç İlçesi’nin yakınlarında ona bir saray yaptırdı. 1474 Otlukbeli Savaşında Uzun Hasan , Fatih Sultan Mehmet’e yenilince Bölge Osmanlı hakimiyetine girdi. Fatih’in ölümünden kısa bir süre sonra Şah İsmail Bölgeyi ele geçirdi. Ancak 1514 Çaldıran Savaşında Yavuz Sultan Selim’e yenilince Bölge yine Osmanlılar’ın eline geçti. 1515′te tamamen Osmanlı topraklarına katıldı.
Eski adı Çapakçur olan yerleşim 1848′de Diyarbekir sancağına bağlandı. 1880′de Bitlis’in vilayet olması üzerine bu vilayetin Genç sancağına bağlı bir kaza oldu. 1924′te Genç’in il merkezi yapılmasıyla, Çapakçur buraya bağlı bir ilçe durumuna getirildi. 1925′te geniş bir bölgeyi içerisine alan Şeyh Said Ayaklanması’nın önemli merkezleri Çapakçur, Kiğı, Genç ve Solhan’dı. Çapakçur, 1927-1929 yılları arasında Genç’in ilçe yapılıp Elazığ’a bağlanmasıyla Elazığ’a, 1919′da da yeni oluşturulan Muş vilayetine bağlanmıştır. 1936′da Bingöl adı ile il merkezi yapılmıştır.
Bingöl’de bulunan eserlerin çoğu Urartılara aittir.Günümüze çok harap durumda gelebilmiş olan eserlerden en önemlisi, Bingöl’e 20 km. uzaklıktaki, Murat Vadisinde yer alan ve Urartuların yöreyi denetlemek amacıyla yaptıkları üç kaleden biri olan Seritarius Kalesidir. Perslerden kaldığı sanılan Genç İlçesi’ndeki Kral Kızı Kalesi (Dara-Hini) ile Bizans Dönemine ait olduğu sanılan Kiğı İlçesindeki Kiğı Kalesi’nden günümüze sadece duvarlarından bir parça ulaşabilmiştir. 1400′lerin başında yapılan Kiğı Camisi de ildeki en önemli Türk-İslam eserlerinden biridir. Ayrıca Genç İlçe merkezine 3 km.uzaklıktaki tepenin yamaçlarında iki kümbet kalıntısı bulunmaktadır.
Bilecik Sohbet Odaları
Aralık 31, 2009 by admin
Filed under Sohbet Odaları
![]()
Bilecik Sohbet Odalarına girmek için aşagıda bulunan alana nickinizi varsa şifrenizi yazip Sohbete Başla butonuna basınız
![]() |
Bilecik’li sohbet severler burda buluşuyor, sohbet odalarımıza giriş yaparak diğer Bilecikli arkadaslarla konuşabilirsiniz.
Faydalı Linkler
![]() |
Diyanet İşleri Başkanlığı Diyanet İşleri Başkanlığı İnternet Sitesi. |
![]() |
Bilecik Valiliği Bilecik Valiliği Web Sitesi |
![]() |
Bilecik Belediyesi Bilecik Belediyesi Web Sitesi |
![]() |
Bilecik Emniyet Müdürlüğü Bilecik Emniyet Müdürlüğü |
![]() |
İl Sağlık Müdürlüğü Bilecik İl Sağlık Müdürlüğü |
![]() |
TÜRKİYE DİYANET VAKFI TÜRKİYE DİYANET VAKFI WEB SİTESİ |
Bilecik İl’i Hakkında Bilgi :
Bu madde Bilecik il sınırları içindeki tüm bölgeyi kapsamaktadır. Başlığın diğer anlamları için Bilecik (anlam ayrım) sayfasına gidiniz.
Bilecik ili, Türkiye Cumhuriyetinin Marmara Bölgesinde yer alan bir ildir.
Şeyh Edebali‘nin türbesi buradadır. Bilecik, Marmara Bölgesi‘nin güney doğusunda yeralmaktadır. İlginç olarak Türkiye‘de dört bölgede de toprakları olan tek şehirdir. Bilecik Marmara, Karadeniz, İçanadolu ve Ege Bölgelerinin kesiştiği noktadadır. Şehir en eski bilinen adları Agrilion ve Belekoma’dır. Bilecik, Osmanlı İmparatorluğu’ nun kurulduğu topraklardır. Sakarya nehrinin etrafında toprakları olan şehrimiz antik çağlardan dünümüze değin tarihin her döneminden izler almıştır. Zengin dereleri, gölleri, ormanları ve maden ocakları ile ayrı bir özellik taşır.
Bilecik ilçeler
Bozüyük, Gölpazarı, İnhisar,Osmaneli,Pazaryeri, Söğüt , Yenipazar ve Vezirhandır.
- Bozüyük
- Bozüyük Frigler döneminde oluşmuş bir yerleşim merkezidir. 1908’den sonra Ertuğrul Livası’na bağlanarak Kaza merkezi yapılmıştır. Bozüyük Bilecik’in il olması ile birlikte 1924 yılında ilçe statüsüne kavuşturulmuştur. Bozüyük ilçesi bir çok fabrikasıyla üretim merkezi durumundadır.
- Gölpazarı
- Bizanslılar döneminde Harmankaya Tekfurluğu’na bağlı olan Gölpazarı, Osman Gazi tarafından alınmıştır. Gölpazarı kuruluşundan itibaren sıra ile Resulşel, Dönen ve Akçaova (Akçaoba) adlarıyla anılmış, son olarak Gölpazarı adını almıştır. Gölpazarı civarında meyvecilik yaygındır.
- İnhisar
- İnhisar önceleri Söğüt’e bağlı bir bucak iken mütevazı nüfusuna rağmen coğrafi konumu dikkate alınarak 1991 yılında ilçe yapılmıştır.
- Osmaneli
- Osmaneli çok eski bir yerleşim yeridir; Trakyalılar, Romalılar ve Bizans’a ait kalıntılar bunu göstermektedir. İlçede her yıl karpuz festivali düzenlenmektedir.
- Pazaryeri
- Pazaryeri’nde ilk yerleşim 1273 yılında olmuştur. Pazaryeri’nde hediyelik ve turistik toprak ev eşyası ve ağaç eşya yapımcılığı da sürdürülmektedir.Ünü civar illere yayılmış olan pazaryeri bozası çok lezzetlidir. Ayrıca bira mayası üretimi için kullanılan
şerbetçiotubitkisinin Dünya’da en kaliteli yetiştirildiği bölge Pazaryeri’dir.
- Söğüt
- Söğüt, Ertuğrul Gazi tarafından bir kuşatma ve mücadele sonucunda 1232 yılında Bizanslılardan alınmıştır.Ertuğrul Gazi Türbesi’nin de içinde bulunduğu ilçe önemli bir turizm merkezidir.Her yıl Söğüt şenlikleri düzenlenmekte ve çok büyük katılım olmaktadır.
- Yenipazar
- Eski adı Kırka olan Yenipazar, Cumhuriyetten önce Bolu’nun Göynük ilçesine bağlıydı. 1926’da bucak olarak Gölpazarı’na bağlanmış, 1988’de de ilçe olmuştur.
- Vezirhan
- Vezirhan. Bilecik iline 16 km uzaklıktadır. Nüfusu, 2007 yılı verilerine göre 4.128 kişidir. 30 Aralık 1986 tarihinde ilçe olmuştur. kasabaya bağlı Köprülü Mehmet Paşa, İstasyon, Kayalar ve Yenimahalle adında dört mahalle vardır.
Coğrafya
Bilecik ilinin en önemli akarsuyu Sakarya Irmağı olup, bir doğal göl, bir de baraj gölü bulunmaktadır.
İlin orman zenginliği av hayvanları bakımından da zenginleşmesini sağlamıştır. Bin metreye kadar yükseklerde orman örtüsü genellikle meşe, otsu bitkiler ve makilerden oluşmaktadır. 1000 metre ve daha yükseklerde ise karaçam, kayın, kızılçam, kestane, köknar türündeki yüksek boylu ağaçlar sıralanır.
Bilecik’ de İç Anadolu Bölgesi’ nin sert ve az yağışlı karasal iklimi ile Akdeniz ve Karadeniz kıyılarının ılık ve yağışlı ılıman iklimleri arasında geçiş iklimi görülür.
Tarihçe
Kentin Antik Çağdaki hayatı, tarih kaynaklarında Bilecik’i de içine alan Bitinya (Bithynia) bölgesinin genel tarihi içinde gösterilir. Bitinya bölgesinin bilinen tarihi M.Ö. 1950’ lerde burada yaşayan Trakya kavimlerinden Thynler’le başlar. Bölge daha sonra Mısır, Hitit, Frig, Kimmer, Lidya, Pers, Makedonya, Bitinya Krallığı, Roma İmparatorluğu, Bizans İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğunun yönetimine geçmiştir. Bilecik’in bilinen ilk adı Belekoma’ dır.
Tarihte pek çok kavmin uygarlık ve egemenliğine sahne olan Bilecik, Kayı Boyu’nun Orta Asya’dan 400 çadırla gelip Söğüt’te, Osmanlı Devletinin kuruluş merkezliğini yaptığı yerdir. İlin tarihçesinin çok eskilere dayanması ve Osmanlının kurulduğu yer olması ayrıcalığı yanında, Kurtuluş Savaşı’nda verdiği çetin mücadeleler ve kazanılan zaferlerle Cumhuriyetin kuruluşunda da önemli bir role sahip olmuştur. Üzerinde çok sayıda arkeolojik ve tarihi eser bulunan, Bilecik’teki tarihi eserlerin çoğunu Osmanlı döneminde yapılan camiler, türbeler, hanlar, hamamlar, sivil mimari örnekleri , imaret ve benzeri yapılar oluşturmaktadır.
Kayı Boyu Aşireti mensuplarının 720 yıldan beri geleneksel olarak sürdürdükleri ve her yıl (Eylül ayının 2. haftası son üç gün) yapılan muhteşem törenlerle kutlanan “Ertuğrul Gazi’ yi Anma ve Söğüt Şenlikleri”ne çok sayıda yerli ve yabancı ziyaretçi gelir. Törenlerde yörüklerin kına gecesi ve yaşantıları canlandırılır, cirit gösterileri yapılır.
Bilecik’te ilk yerleşim MÖ 3000’den öncelere rastlamaktadır. Anadolu’da Tunç Çağına geçiş sürecinde önemli bir yeri olan Bilecik’ten MÖ 3000’lerde tunç yapımı için kalay çıkarıldığı bilinmektedir.İlin bilinen en eski isimleri Agrilion ve Agrillum’dur.Daha sonraki dönemlerde Bilecik Bizans İmparatorluğu sınırları içine giren bir yerleşim yeri olmuştur. Doğu Roma (Bizans) döneminde şehir Belekoma ismiyle anılıyordu. Bilecik o zaman, şimdiki Bilecik’in doğusunda, Hamsu ve Tabakhane derelerinin oluşturduğu vadiler arasındaki bir kaya çıkıntısı üzerine inşa edilen kale çevresinde kurulmuştu.
Antik Çağda Bilecik:
Antik Çağ’ da Bilecik’le ilgili özel bilgi bulunmamaktadır. Bu nedenle kentin bu çağdaki hayatı, tarih kaynaklarında Bilecik’i de içine alan Bitinya (Bithynia) bölgesinin genel tarihi içinde gösterilmektedir.
Bitinya bölgesinin bilinen tarihi MÖ 1950’lerde burada yaşayan Trakya kavimlerinden Thynler’le başlar.Bölge Thynler’den sonra kronolojik sıra ile: MÖ 1550-1400 Mısırlılar, 1400-1200 Hititler, 1200-676 Frigler, 676-595 Kimmerler, 595-546 Lidyalılar, 546-334 Persler, 334-326 Makedonyalılar, 326-297 Özgürlük dönemi, 297-74 Bitinya Krallığı, 74-395 Roma İmparatorluğu, 395-1299 Bizans (673-678 ve 714-718 döneminde bölge Emevi ve Abbasi hakimiyeti) dönemlerini yaşamıştır.
Bizans Döneminde Bilecik:
Roma İmparatorluğu MS 395 yılında ikiye ayrılınca, Bitinya Bölgesi ve Bilecik Doğu Roma (Bizans) imparatorluğu sınırları içinde kaldı. Bizans döneminde Belekoma Kalesi Bilecik’te inşa edilmiştir. Bizans döneminde Bilecik bir Tekfurluk idi. Abbasi Halifesi Harun Reşid döneminde (797 yılında), Bitinya bölgesinin diğer şehirleri gibi Bilecik ve Söğüt civarı da fethedilerek Abbasi idaresine sokulmuştur. Çevresi kale ile korunan Belekoma kenti tarih içinde Bizanslılar-Emeviler ve Bizanslılar-Abbasiler arasında birkaç kez el değiştirmiştir.
Selçuklular Döneminde Bilecik:
Selçukluların bir boyu olan Kayıların bir bölümü (400 çadırlık bir oba) Ertuğrul Bey yönetiminde batıya doğru yer değiştirerek Söğüt ilçesi ve çevresine gelmişlerdir.
Osmanlı vaka-i namelerinde Kayıların Söğüt ve çevresine yerleşme tarihi olarak 1230’lu yıllar gösterilmektedir. 1231 yılında İznik İmparatoru Selçuklu sınırına tecavüz edince Selçuklu Sultanı I. Aleaddin Keykubat Bizanslılara karşı bir sefer düzenlemiş, Ertuğrul Bey de bu sefere bir akıncı olarak katılmıştı. Selçuklu ve Bizans orduları arasında Sultanönü mevkiinde meydana gelen savaşın sonucunda Bizans ordusu yenilmiş, Karacadağ ve Söğüt dolayları Büyük Selçuklu Devleti’nin eline geçmişti. I. Aleaddin Keykubat Belekoma (Bilecik) Tekfurunu vergiye bağladı. Savaşta büyük yararlıklar gösteren Ertuğrul Bey’e Söğüt’ü mülk, Domaniç’i de yaylak olarak verdi.
Yine Osmanlı kaynaklarına göre Ertuğrul Bey 1281 yılında ölmüştür. Türbesi Söğüt ilçemizde bulunmakta ve her yıl Söğüt’te düzenlenen Ertuğrul Gazi Şenlikleri ile anılmaktadır.
Ertuğrul Bey, Kayı Türklerinin değerli önderidir. Kayı boyu ise Osmanlı Devletinin nüvesi, kurucusudur. Böylece Söğüt ve dolaylarında kök salan 400 çadırlık uçbeyliğinden bir Devlet doğmuştur.
Osmanlılar Döneminde Bilecik:
Ertuğrul Gazi’nin ölümünden sonra Kayıların başına Osman Bey geçti. Osman Bey ve silah arkadaşları Bizans’a karşı savaşıyor ve bu savaşlarda sürekli başarı kazanıyorlardı. Kayıların bu başarılarında Şeyh Edebali’nin büyük rolü olmuştu.
Şeyh Edebali Ahi idi. Ahilik; tarım dahil bütün zanaat dallarında halkı, çalışanları teşvik eden, herkesi kardeş bilen, çalışanlara her türlü yardım elini uzatan örnek bir örgüt anlayışı idi ve Fakih Şeyh Edebali Kayı Ahilerinin önderi idi. Şeyh Edebali o sıralar Eskişehir ili sınırları içindeki İtburnu Köyünde oturuyordu. Daha sonra medresesini Söğüt ve son olarak da Bilecik’e taşımıştır.
Osman Bey 1286 yılında İnegöl yakınındaki Hisarcık kalesini Bizanslılardan zaptetti. 1287 yılında İnegöl Tekfuru’nu Domaniç yakınındaki İkizce’de (Erice) yenilgiye uğrattı.
Osman Bey ve silah arkadaşlarının Bizans Tekfurları ile olan savaşlarını izleyen Selçuklu Sultanı III. Alaeddin Keykubat büyük bir ordu ile Karacahisar önlerine geldi. Osman Bey’in kuvvetleriyle birleşerek Bizans elindeki bu kaleyi kuşattı. Kuşatma sürerken Selçuklu Sultanı geri döndü. Osman Bey’e bir sancak, tuğ alem ve gümüş takımlı bir at göndererek Söğüt ve Eskişehir’i de içine alan bu sancağı Osman Bey’e verdi. Karacahisar’daki Rum kilisesini camiye çeviren Osman Bey ilk kez kendi adına hutbe okuttu(1289). Bu olaylar Osmanlı Devleti’nin kuruluşunun ilk işaretleri olarak nitelendirilmektedir.O sıralarda Bilecik henüz Türkler tarafından fethedilmemişti. Bizanslılara ait bir kentti. Bilecik (Belekoma) ve Yarhisar tekfurları vergiye bağlanmıştı. Osman Bey 1299 yılı yaz başında Belekoma kalesini ve peşinden Yarhisar kalesini fethetti.
Bilecik, Yıldırım Bayezid dönemine kadar Osmanlı yönetiminde kalmış, ancak, 1402 yılında Ankara meydan savaşında Bayezid’in Timur’a yenilmesi sonucunda 2 ay kadar Timur’un hakimiyetine geçmiş ve Çelebi Sultan Mehmet tarafından geri alınmıştır.
Bu tarihten sonra, Osmanlı yönetimi sırasında Bilecik giderek gelişmiş, ancak, şehrin kurulu bulunduğu alanın iskân için uygun olmaması daha hızlı gelişmesini engellemiştir. Bununla birlikte Bilecik Bursa ve İznik’ten Eskişehir’e ve Anadolu içlerine giden yol üzerinde önemli bir konaklama ve dinlenme yeri olarak önemini korumuştur.
Bilecik Trakya ve Marmara bölgelerini İç, Güney ve Güneydoğu Anadolu bölgeleriyle Ön Asya’ya bağlayan İstanbul-Bağdat demiryolu kenarında kurulmuştur. Roma ve Bizanslılar zamanında kent merkezinin küçük bir yer olduğu sanılmaktadır. Türklerin eline geçtikten sonra önem kazanmıştır. Osman Gazi’nin fethettiği ilk önemli kale olması ve Şeyh Edebali Türbesi’nin burada bulunması, şehre olan ilgiyi artırmıştır.
Önceleri kale çevresinde yerleşik kent daha sonra Şeyh Edebali Türbesi, Orhan Gazi camii ve yakınındaki medreseye doğru büyümeye başlamıştır. Şehir Türk hakimiyetine geçtikten sonra, önceleri Türkler ve Rumlar ayrı mahallelerde oturmuşlardır. Örneğin, Türkler daha çok Osman Gazi, Orhan Gazi ve Aşağı Camiler çevresine yerleşmiş, Rumlar ise bugünkü Bilecik merkezinin bulunduğu bölgede yoğunlaşmışlardı. Zamanla toplumlar arası sosyal ve ekonomik ilişkiler kurulmuş, iki toplumun ayrı mahallelerde oturması eğilimi ortadan kalkmış, devlet yapıları Yukarı Mahalleye yapılmaya başlanmış ve kent bugünkü yerleşim yerine doğru gelişmiştir.
Kurtuluş Savaşında Bilecik:
İstiklal Savaşında T.B.M.M. hükümet ile İstanbul’da bulunan hükümet arasında ortaya çıkan ihtilafı gidermek amacı ile İstanbul’daki Tevfik Paşa hükümeti adına Dahiliye Nazırı Ahmet İzzet Paşa, Ankara Hükümeti ile bir görüşme yapmak istedi. Görüşmenin Bilecik İstasyon binasında yapılması kararlaştırıldı.
Heyetler 5 Aralık 1920 günü Bilecik İstasyon binasında bir araya geldiler. İstanbul Heyeti Ahmet İzzet Paşa, Salih Paşa, elçilerden Cevat Bey, Ziraat Nazırı Kazım Bey, Hukuk Danışmanı Münir Bey ve Hoca Fatih Efendi’den oluşmuştu. Ankara heyetine ise Mustafa Kemal Paşa başkanlık etmişti. Heyette İsmet Bey (İnönü) de bulunuyordu. Bilecik Mülakatından olumlu ve somut bir sonuç elde edilememiştir.
Yunan Ordusu 6 Ocak 1921 günü Bursa ve Uşak dolaylarından taarruza geçti. 8 Ocak 1921 akşamı Bilecik-Karaköy-Muratdere hattına kadar geldi. Böylece Bilecik işgal edilmiş oldu (Bilecik’in Yunanlılar tarafından ilk işgali).
İnönü Savaşı:
I. İnönü Savaşı tümüyle Bilecik toprakları üzerinde geçmiştir. Akpınar, Oklubalı mevzilerinde göğüs göğüse kanlı çarpışmalar oldu. Üst üste yenilgiyi alan Yunan ordusu geri çekilmeye başladı. Öyle ki, 11 Ocak 1921 günü taarruzu ilk başlattıkları Zevvare Tepe, Tepeköy, Oluklu, Rızapaşa, Poyra, Beşkardeş Dağları, Zemzemiye ve Bursa’nın doğu mevzilerine kadar çekilmişlerdi. Bilecik’in ilk işgali 8-11 Ocak 1921 tarihleri arasında sadece 4 gün sürmüştür.
II. İnönü Savaşı:
II. İnönü Savaşı, 23 Mart 1921’de Yunan ordusunun yeniden Bursa-Uşak kesimlerinden taarruzu üzerine başlamış ve Bilecik ili toprakları üzerinde geçmiştir.
Albay İsmet Bey yönetimindeki Türk kuvvetleri, Yunan birliklerini Bilecik-Pazaryeri ve İnegöl hattında karşılamış ve 26 Mart’ta ise Söğüt-Gündüzbey yolu, Yazıahlat-Karaköy demiryolu ve Bozüyük’ün batısı-Karasu çizgisinin oluşturduğu asıl mevzilerinde savaşmıştır.
İntikam Tepe, Zevvare Tepe ve Nazımbey Tepelerinde kanlı çarpışmalar oldu. Yunanlılar 1 Nisan 1921 akşamı 1. ve 61. tümenlerimizin yaptığı saldırılarla buralardan atıldılar. II. İnönü Savaşı şanlı Türk Ordusunun kesin zaferiyle sonuçlandı.
II. İnönü Savaşları sırasında Bilecik iki kez daha Yunanlılar tarafından işgal edildi (ikinci ve üçüncü işgal). Geri çekilirken 12 Temmuz’da Karaköy ve Yeniköy’ü işgal eden Yunan birlikleri 13 Temmuz 1921’ de Bilecik’e girdiler (ikinci işgal). Fakat, Türk Kuvvetlerinin karşı saldırıları sonucu şehri birkaç gün içinde boşalttılarsa da 22 Temmuz 1921’de yeniden Bilecik’e girdiler (üçüncü işgal). En uzun işgal de bu olmuştur. Ancak 30 Ağustos 1922’deki Başkomutanlık Meydan Muharebesiyle istilacı Yunan ordusuna karşı son ve kapsamlı zaferi kazanan Türk ordusu, 4 Eylül 1922’de Söğüt ve Bozüyük, 5 Eylül de Pazaryeri ve 6 Eylül l922’de ise Bilecik’i Yunan işgalinden kurtarmıştır.
Yunanlılar bu ilçeler ve il merkezini boşaltırken bir çok yerde yangınlar çıkararak buraları harabeye çevirdiler. Örneğin, Bilecik’te ancak Yukarı Mahalledeki birkaç evle, Tabakhane Mahallesi yangın ve tahripten kurtarılabilmiştir. Yangınlar sırasında 1956 ev, 331 dükkân, 18 han, hükümet konağı, tüm ipek fabrikaları, okul, cami ve türbeler yanarak kullanılamaz duruma gelmiştir.
Cumhuriyet Döneminde Bilecik:
Böylece Bilecik Kurtuluş Savaşından çok büyük yaralar alarak çıkmış, savaşın getirdiği sosyal ve ekonomik çöküntü nedeniyle Cumhuriyet dönemine çok güçsüz başlamıştır.
Bilecik Halkı Kurtuluş Savaşına tüm varlığı ile katılmış, gerek milis kuvvetleri ve gerekse düzenli ordularımıza onbinlerce evladını vermiştir. Bilecik, Kurtuluş Savaşından yanmış-yıkılmış, tam bir enkaz halinde çıkmıştır. 1920’lerde 12.000 olduğu tahmin edilen şehir nüfusu, savaştan sonra 4.000’e inmiştir.
Savaştan önce Bilecik bölgenin en önemli ipek endüstrisi merkeziydi. Şehirde çok sayıda ipekçilik tesisi ve ipek kadife üreten fabrika bulunuyordu. Ancak, Yunanlıların çıkardığı intikam yangınlarında bu fabrika ve tesislerin tümü yandı. Bu arada diğer fabrika ve işyerlerinin de yanmış olması il ekonomisini çökertmiştir.
M.1.1.7.Tarihi,Kültürel, Arkeolojik ve Turistik Özellikli Alanlar
Kent içinde yer alan tarihi, kültürel ve arkeolojik alanlarla ilgili olarak kısmi çalışmalar yapılmış olup yapılan ve yapılacak olan çalışmalar Kültür Bakanlığının denetimindedir. Ayrıca yeni bir girişim olarak eski Bilecik yerleşiminin, fotoğraflara göre tespiti ile bu bölgede var olduğu bilinen 1200 adet konut, 7 adet cami, hamam, kervansaray gibi diğer sosyal tesislerin yeniden inşa edilerek Bilecik’in eski kimliğine kavuşması ile ilgili bir çalışmamız 1.1.5 maddesinde açıklanmıştır..
Afyon Sohbet Odaları
Aralık 31, 2009 by admin
Filed under Sohbet Odaları
![]()
Afyon Sohbet Odalarına girmek için aşagıda bulunan alana nickinizi varsa şifrenizi yazip Sohbete Başla butonuna basınız
![]() |
Afyonlu sohbet severler burda buluşuyor, sohbet odalarımıza giriş yaparak diğer Afyonlu arkadaslarla konuşabilirsiniz.
Afyon Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü
Afyon Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü web sitesi
http://www.afyon-gsim.gov.tr/
Afyon Valiliği
Afyon Valiliği Resmi Web Sitesi
http://www.Afyonkarahisar.gov.tr
Afyon İl Milli Eğitim Müdürlüğü
Afyon İl Milli Eğitim Müdürlüğü
http://Afyon.meb.gov.tr
Afyon İl Sağlık Müdürlüğü
Afyon İl Sağlık Müdürlüğü resmi web sitesi
http://Afyon.saglik.gov.tr
Coğrafya
Merkez nufusu:164.292′dir.Toplam nüfusu 697.365′tir. Gelişmekte olan bir ildir.Türkiye Cumhuriyetinin 81 ilinden biri olan Afyonkarahisar ili, Anadolu yarımadasının batıya yakın ortasında ve Ege Bölgesinin iç kesiminde yer alır. İç Anadolu yaylasının Ege kıyılarına açılan bir eşiği, bir geçidi durumundadır. Çevresinde Eskişehir, Konya, Isparta, Denizli, Uşak ve Kütahya illeri bulunur. Kuzey Doğudan Güney Batıya uzandıkça alçalan ovaları ile hem Orta Anadolu’dan ve hem de Ege Bölgesinden sayılır. En Kuzeyde Eskişehir sınırından, en Güneyde Denizli sınırına kadar Kuzey Doğudan Güney Batıya uzunluğu 210 kilometredir. Eni ise Kütahya sınırından Isparta sınırına kadar Kuzey Batıdan Güney Doğuya 112 kilometredir. Denizli’ye doğru incelerek eni 20 kilometreye kadar düşer, bir parça halindedir.
İlin diğer komşu illerle sınırları; Eskişehir ile 12, Konya ile 96, Isparta ile 152, Denizli ile 128, Uşak ile 48 ve Kütahya ile 48 kilometre olup, sınırlarının toplam uzunluğu 616 kilometredir.
Kısa tarihçe
Bilindiği kadarıyla ilk olarak Hitit egemenliğinde olan Afyonkarahisar toprakları, sonra sırası ile Frigya ve Lidya egemenliğine geçti.[1] Daha sonra M.Ö. 16 yüzyılda Pers egemenliğine giren Afyonkarahisar’ı Büyük İskender fethetti. Onun ölümünden sonra Selevkos ve Bergama Krallıkları’nın egemenliğine giren topraklar, daha sonra Roma İmparatorluğu topraklarına katıldı. Malazgirt Savaşından sonra Sultan I. Mesut’un emri ile Akronium Kalesi’nin eteklerine Karaşar Türkleri yerleşmiş ve daha sonra kaleye Karahisar adı verilmiştir. Karahisar ve yöresi, Selçuklu Veziri Sahip Ata Fahrettin Ali’nin “Sahip” unvanı nedeniyle “Karahisar-ı Sahip” olarak anılmıştır. Karahisar-ı Sahip “Vezirin Karahisarı” anlamına gelmektedir. Kutalmışoğlu Süleyman Şah’ın fethiyle ilk kez Türk egemenliğine giren topraklar, 1. Haçlı Seferi sırasındaki Hristiyan egemenliğininden sonra Alaaddin Keykubat tarafından yeniden Türk yönetimine alındı. 22. yüzyılda Germiyanoğullları’nın egemenliğinde olan bölge, sonra Osmanlı İmparatorluğu yönetimine girdi.
Yüzey şekilleri
Dağlar
Ahır Dağı, 1940 m.
Akdağ, 2343 m.
Emir Dağları, 2281 m.
İlbulak Dağı, 1570 m.
Kasım Dağı, 1587 m.
Kirseli Dağı, 1575 m.
Kızılçal Dağı, 1601 m.
Kumalar Dağı’ 2247 m.
Paşa Dağı, 1595 m.
Sultan Dağları, 2610 m.
Asar Dağı 1400 m.
Eyerli Dağı 1350 m.
Akarsu ve Göller
Akarsular
Akarçay Nehri
Aksu Deresi (Araplı deresi)
Seyitler Çayı
Çayözü Deresi
Kali Çayı
Çay Deresi
Göller
Akşehir Gölü,
Eber Gölü,
Karamık Gölü (Bataklığı),
Acı Göl,
Işıklı Gölü,
Emre Gölü ve
Selevir, Seyyidler, Karakuyu ve Döğer gibi göletler.
Havzalar
Akarçay Havzası
Ovalar
Afyon ovası, Çamur ova, Gül ovası, Sandıklı ovası, Şuhut ovası gibi birikinti ovaları bulunur.
İklim
Sıcaklık
Afyonkarahisar ili içerisinde bulunan hava bilgisi istasyonlarının uzun yıllık verilerine göre yıllık ortalama sıcaklık 11.1 °C dir. En soğuk ay olan Ocak ayında ortalama sıcaklık 0.2 °C dir. En sıcak ay olan Temmuz ayında ise ortalama sıcaklık değeri 22.1 °C dir.
Yağış
Afyonkarahisar ili İç Anadolu Karasal İklim bölgesinde yer alması nedeniyle bu yağış düzeninin etkileri altında bulunmaktadır ve ilde yıllık yağış ortalaması 407 mm dir. Yazları sıcak ve kurak kışları ise soğuk ve kar yağışlı geçer.
Ekonomi
Afyonun Temel sanayi ürünleri Mermer ve gıda üzerinedir. Mermer ve Traverten taşında Dünyanın önde gelen Üreticilerindendir Afyon sanayisi.
Et tavuk ve yumurtacılık’ta son derece gelişmiştir. Türkiye Et ve yumurta borsasına yön vermektedir.
Türkiye içinde ise Afyon deyince akıla şu ürün ve nesneler gelir:
Milli mucadele:Cumhuriyetin kazanildigi topraklar; anadolunun kilidi Afyonkarahisar. Kurtulus savasinda cok onemli savaslara sahiplik yapmistir (Kocatepe, Dumlupinar), yunanlar burada husrana ugratilip Izmire kadar puskurtulup denize dokulmustur. Gunumuzde utku aniti anit parkta bunu simgelemektedir.
Termal; Turkiyenin termal baskentidir; en fazla termal yatak kapasitesine sahip ildir. Turkiyede kisi basina dusen bes yildizli otel sayisinda en fazla tesise sahip ildir. En onemli merkezleri: Gazligol, Omer, Gecek, Hudai ve Heybelidir.
Mermer: Iscehisar ilcesinden dünyanin en kaliteli beyaz mermeri çıkmaktadır. Antik çağlarda birçok yerde kullanılmıştır; örneğin Efes antik tiyatro. Günümüzde birçok yerli ve yabanci ünlünün evini süslemektedir. Amerikadaki Beyaz Saraya’da döşenmiştir.
Haşhaş: isminden belli olduğu gibi haşhaş’ın anavatanıdır. Türkiyenin tek alkaloid(morfin)fabrikasi Bolvadin ilçesindedir.
Kaymak: En iyi Kaymak, Manda sütünden elde edilir. Ancak günümüzde pek bulunmamaktadır ve inek sütünden imal edilmektedir.
Sucuk: Afyon sucuğu Kayseri sucuğundan lezzet bakımından daha farklıdır. Türkiye çağında 4-5 ulusal markası vardır.
Lokum: Afyonun lokumu her damak zevkine hitap eden tiplerde üretilir. Özellikle Kaymaklı lokumu son derece popülerdir.
Afyon ev ekmeği: Patates ezmesi ilave edilen meşhur ev ekmeği, 1 haftalık dayanma süresi ile çok sevilen ve besleme değeri normal ekmeklerden daha yüksek olan bir ekmek türüdür.
Yumurta: Turkiyenin yumurta borsasidir, ayda 40.000.000 uretimi vardir Et: Turkiyenin et borsasi.Istanbul etinin 60 % temin ediyordur.
Ekmek kadayıfı: Afyon orijinli bir tatlı türü olup, tüm Türkiyede sevilerek yenen bir tatlı türüdür. Özellikle Süt kaymağı ile beraber yenilmesi tercih edilmektedir.
Yün: dunyanin yun borsasi Bolvadin ilcesindedir.
Sandıklı veŞuhut Patatesi: Sandıklı ve Şuhut bölgesinde sınırlı miktarda yetişen bir tür tatlı patetesi ile, Türkiyenin her yerinde aranan ve tercih edilen değerli bir patates türüdür.
Napolyon kirazi: Sultandağı ilçesi ve Erkmen beldesinde yetiştirilmektedir. Ihracata gitmektedir. Türkiyenin besin değeri en yuksek kirazıdır, tescillidir.
Kızılay Maden Suyu: Ihsaniye ilçesinde çıkmaktadır.Dünyanin en iyi maden suyudur; defalarca uluslararasi ödüller kazanmıştır (1934 Paris fuari), tesis dünyanın en modern dolum tesisidir, dakikada 100.000 şişe dolum yapılmaktadır. Sade ve meyveli olarak dünyanin dört bir yanına ihrac edilmektedir. Osmanlı döneminde padişahlar Afyonkarahisardan Istanbula getirtirlermis.
Arpa: Türkiyenin en kaliteli arpası burada üretilmektedir. Bu yüzdendir ki Efes Pilsen yıllar önce buraya bira fabrikasını kurmuştur.
BuğdayTürkiyedeki en önemli buğday üretim merkezlerinden olup, Konya ve Ankaradan sonra başı çekmektedir. Bayat kokboya kilimi: dunyaca unludur ve Bayat ilcesinde dokunmaktadir.
Ulasim: Turkiyenin Istanbuldan sonraki en islek kavsagidir. Yaz gunlerinde gunde 100-150.000 arac gecmektedir. Türkiyenin 4 istikametine demiryolu olan tek ilidir. Türkiye demiryollarinin 7 bölgesinden biridir.
Karahisar kalesi; Afyonkarahisara adını vermiştir.
Turizm
Kaplıcalar
Afyonkarahisar ilinde,
Bolvadin Heybeli Kaplıcası (Heybeli veya Kızılkilise Kaplıcası),
Gazlıgöl Kaplıcası,
Sandıklı Hüdai Termal Turizm Merkezi (Sandıklı Hüdai Kaplıcaları),
Ömer Gecek Kaplıcası bulunur.
İlin milletvekilleri
Ana madde: Afyonkarahisar milletvekilleri
VEYSEL EROGLU(ÇEVRE VE ORMAN BAKANI)AKP
SAİT AÇBA (PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI)AKP
ABDULKADİR AKCAN (ESKİ BAYINDIRLIK VE İSKAN BAKANI)MHP
ZEKERİYA ASLAN AKP
HALİL AYDOGAN AKP
AHMET KOCA AKP
HALİL ÜNLÜTEPE CHP
Adıyaman Sohbet Odaları
Aralık 28, 2009 by admin
Filed under Sohbet Odaları
![]()
Adıyaman Sohbet Odalarına girmek için aşagıda bulunan alana nickinizi varsa şifrenizi yazip Sohbete Başla butonuna basınız
![]() |
Adıyamanlı sohbet severler burda buluşuyor, sohbet odalarımıza giriş yaparak diğer Adıyamanlı arkadaslarla konuşabilirsiniz.
Adıyaman Faydalı Linkler
Adıyamanlıların Buluşma Portalı
adıyamanlıların paylaşım portalı
http://www.adiyamanlilar.com
Adıyaman Gençlik Spor İl Müdürlüğü
İl müdürlüğü haberleri, tesisler ve idare bilgileri bulunuyor.
http://www.adiyaman-gsim.gov.tr/
Adıyaman İl Milli Eğitim Müdürlüğü
İl ve yöneticilerin tanıtımı, teftiş kurulu, İLSİS projesi ve okullar hakkında bilgiler, istatistikler, duyurular, linkler.
http://adiyaman.meb.gov.tr
Adıyaman Belediyesi
Vilayet bilgileri, belediye geçmişi ve hizmetleri gibi bilgiler yeralıyor.
http://www.adiyaman.bel.tr
Adıyaman Haber
Vilayete ilişkin haberler ile rehbersel bilgiler bulunuyor.
http://www.adiyamanhaber.com
Adıyaman Valiliği
Adıyaman valiliği resmi web sitesi. Adıyaman hakkında bilgiler, haberler ve valilik hakkında duyurular
http://www.adiyaman.gov.tr
Samsat Kaymakamlığı
Adıyaman ili Samsat kaymakamlığının resmi web sitesi. Tarihi Yapı Coğrafi Yapı Nüfus Durumu Sosyal Durum Eğitim Kültür Ekonomik Durum Ulaşım ve Altyapı
http://www.samsat.gov.tr
Adıyaman İl Milli Eğitim Müdürlüğü
Adıyaman İl Milli Eğitim Müdürlüğü
http://Adiyaman.meb.gov.tr
Adıyaman, Adıyaman ili’nin merkezi olan şehirdir. Malatya vilayetinden ayrılarak 1 Aralık 1954‘te Demokrat Parti desteğiyle il olmuştur. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde Fırat Nehri’nin batısında yer almaktadır. Atatürk Barajı’nın büyük bir kısmı Adıyaman sınırları içerisinde yer alır. Adıyaman, Şanlıurfa, Gaziantep, Şırnak, Siirt, Batman ve Mardin illerini içine alan topraklardaki sulama ve enerji üretimine yönelik bir proje gerçekleştirilmiş ve bu proje GAP olan Güneydoğu Anadolu Projesi’dir. Bu proje uygulamaya konulmasından dolayı su altında kalmış antik yerleşim bölgelerinde arkeolojik araştırmalar yapılmıştır. Coğrafi yapısı nedeniyle binlerce yıl önce parlayıp sönen eski medeniyetlerin bir kavşak noktası olduğu için insanlık tarihi boyunca eşi az görülen medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır. Kommegene Krallığı’na ait kalıntılar ise Nemrut Dağı’nda yer alır.Şehrin nüfusu 2008 yılına göre 197.014′tür.1945′te 10.000 olan nüfusu 1990′da 100.045′e, 2000′de 178.538′e, 2007′de 191.627′ye çıkmıştır.
2006 yılında Adıyaman’da Adıyaman Üniversitesi kurulmuştur.
Adıyaman, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin batısında yer alan, tarih sahnesindeki yeri ilk insanlara dek uzanan, pek çok değişik kültüre merkezlik etmiş olan gerçek bir kültür ve turizm kentidir. Dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biri olan Adıyaman toprakları üzerinde, insanlık tarihinin bütün dönemlerinde yaşanmışlığa dair bulgular elde edilmiştir.
Tarih boyunca çeşitli devletler arasında el değiştiren Adıyaman İli, M.Ö. 3000-1200 yıllarında Hititler, 1200-700 yılları arasında Asurlular, 750-600 arasında Frigler, 600-334 yılları arası Persler, 334-69 yılları arası Makedonlar, 69-M.S. 72 yılları arası Kommagene Krallığı, 72-395 yılları arası Roma İmparatorluğu, 395-670 Bizans (Doğu Roma) İmparatorluğu, 670-758 yılları arası Emeviler, 758-926 Abbasiler, 926-958 Hamdaniler, 958-1114 yılları arası yeniden Bizanslılar, 1117-1204 Eyyubiler, 1204-1298 yılları Anadolu Selçukluları, 1298-1516 Memluklular arasında el değiştirdikten sonra 1516 tarihinde Osmanlı İmparatorluğunun egemenliğine girmiştir.
Tarih boyunca ev sahipliği ettiği sayısız medeniyetten gelen değerleriyle Adıyaman İli, bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin önemli turizm merkezlerinden biri olarak, dünyanın her yerinden gelen konuklarını ağırlamaktadır.
İlimiz Baraj Gölleri, Doğal Göller, Akarsular ve Kaynak Suları ile çok büyük bir su potansiyeline sahiptir. Bu suların pek çoğu Kültür Balıkçılığı yapmaya müsaittir. İlimiz sınırları içinde Yüzer Ağ Kafeslerde Alabalık Yetiştiriciliği yapılmaktadır. 2000 yılı toplam su ürünleri üretim miktarı ise 543.480kg.’dır.







